Herkes sağlıklı beslenmek istiyor.
Herkes spor yapmak istiyor.
Ama ikisini aynı anda yapmaya gelince…
sanki evren kısa bir “emin misin?” bakışı atıyor 😄
Çünkü sağlıklı yaşam dediğimiz şey çoğu zaman şuna dönüşüyor:
Pazartesi mükemmel💪
Salı kontrollü👊
Çarşamba “çok stresli bir gündü”😳
Perşembe “bugün de ödül günü”😋
Cuma… zaten hafta sonu hazırlığı🥳
Ve sonra bir bakıyoruz, motivasyon fitness uygulamasında kalmış ama biz mutfaktayız.👩🍳🍴
Ama burada kimsenin konuşmadığı bir gerçek var:
Sağlıklı yaşam bir mükemmellik değil, denge meselesi.⚖️🤸♀️
Yani ne “her şey serbest”
ne de “hayatım brokoli ve su” 💧🥦
İkisinin ortasında bir yer var…
Ama çoğumuz o ortayı ya hiç bulamıyoruz ya da 2 gün kalıp kaçıyoruz 😄
Spor tarafına gelirsek…
Bir gün çok iyi gidiyoruz:
“Bugün 10 bin adım, squat, plank, her şey var!”
Ertesi gün:
“Kaslarım beni terk etti sanırım.”
Ama gerçek şu:
Vücut aşırıya değil, istikrara cevap veriyor.
Aynı şey beslenme için de geçerli.
Bir gün salata, ertesi gün “ben bunu hak ettim” tabağı…🍜🍛
Ve o döngü hiç bitmiyor.
Oysa bedenin ihtiyacı şov değil.
Sürdürülebilirlik.
Ne kendini aç bırakmak
ne de her şeyi sınırsız yaşamak.
Çünkü ikisi de uzun vadede aynı yere çıkıyor:
yorulmuş bir beden ve suçluluk hissi.
Ama işin güzel kısmı şu:
Kimse senden %100 mükemmel olmanı beklemiyor. 😃
Zaten hayat dediğin şey de biraz bu değil mi?
Bir gün disiplin, bir gün keyif…💪🥳
Ama toplamda kendine iyi bakmak.
Benim en sevdiğim denklem şu oldu:
%80 denge + %20 hayatın tadı☺️
Çünkü bazen bir tabak makarna da sağlıklıdır…🍝
ruh için 😄
Spor da aynı şekilde. 💪
Bazen antrenman,💪 bazen dans.💃🕺
Bazen planlı hareket, bazen sadece müzik açıp kendini bırakmak.🎶
Ve belki de en önemli fark şu:
Sağlıklı yaşam bir “ceza sistemi” değil.
Kendine verdiğin bir değer sistemi.💕
Kendini zorlayarak değil,
kendini tanıyarak sürdürülen bir şey.
Çünkü en iyi diyet de, en iyi spor planı da şunu yapabilen şeydir:
Seni hayattan koparmayan.🫶🤗

