Sevgili okurlarım Erodot’ un dediği gibi ‘’ Yeryüzündeki cennet, Aydın’ımdan ‘’ Selamlar.
Bazı yemekler vardır ki sadece karnımızı doyurmaz; bize bir yörenin kültürünü, doğasını ve yaşam biçimini de anlatır. Şakşuka da tam olarak böyle bir lezzettir. İlk bakışta oldukça sade görünen bu yemek, Ege’nin bereketli topraklarında yetişen taptaze sebzelerin ve mis kokulu zeytinyağının bir araya gelmesiyle adeta bir lezzet şölenine dönüşür. Yaz sofralarının vazgeçilmezlerinden biri olan şakşuka, hafifliği, doyuruculuğu ve kendine özgü aromasıyla her yaştan insanın severek tükettiği geleneksel yemeklerimiz arasında yer alır.
Ege mutfağı denildiğinde akla ilk gelenlerden biri hiç şüphesiz zeytinyağlı yemeklerdir. Yüzyıllardır zeytin ağaçlarının gölgesinde şekillenen bu mutfak kültürü, doğallığı, sadeliği ve mevsiminde yetişen ürünleri değerlendirme anlayışıyla öne çıkar. Şakşuka da bu kültürün en güzel temsilcilerinden biridir. Patlıcanın, biberin, domatesin ve sarımsağın uyumu; kaliteli zeytinyağıyla birleştiğinde ortaya hem sağlıklı hem de unutulmayacak kadar lezzetli bir yemek çıkar. Belki de bu yüzden şakşuka, sadece bir tarif değil; Ege’nin sıcaklığını, misafirperverliğini ve paylaşma kültürünü sofralara taşıyan özel bir gelenektir. Çocukluğumuzun yaz akşamlarında kurulan kalabalık sofralarını düşündüğümüzde, şakşukanın o sofralarda mutlaka kendine bir yer bulduğunu hatırlarız. Bazen ana yemeğin yanında bir zeytinyağlı olarak, bazen de meze sofralarının yıldızı olarak sunulur. Soğuk servis edildiğinde ferahlatıcı bir lezzet sunması, sıcak yaz günlerinde onu daha da özel kılar. Yanına bir dilim köy ekmeği ve bir kâse yoğurt eklendiğinde ise sade ama unutulmaz bir öğüne dönüşür.
Günümüzde birçok geleneksel tarif zamanla değişime uğrasa da şakşuka, özünü korumayı başaran lezzetlerden biridir. Çünkü bu yemeğin en önemli sırrı, gösterişli malzemelerde değil; taze sebzelerde, kaliteli zeytinyağında ve sevgiyle hazırlanmış bir sofrada saklıdır. Her lokmasında Ege’nin güneşini, bereketini ve doğallığını hissettiren şakşuka, geçmişten günümüze uzanan mutfak mirasımızın en güzel örneklerinden biri olmaya devam etmektedir.
Gelelim yemeğimizin yapılışına;
Öncelikle patlıcanlar alacalı şekilde soyulur ve küp küpdoğranır. Acısının çıkması için yaklaşık 20 dakika tuzlu suda bekletilir. Daha sonra sudan çıkarılıp iyice kurulanır. Yeşil ve kırmızı biberler iri parçalar hâlinde doğranır. Tavaya alınan zeytinyağında önce patlıcanlar, ardından biberler hafif kızarıncaya kadar pişirilir ve fazla yağını çekmesi için kâğıt havlu üzerine alınır. Sosu hazırlamak için ayrı bir tavaya 1 yemek kaşığı zeytinyağı eklenir. İnce doğranmış sarımsaklar kısa süre kavrulur. Rendelenmiş domatesler ilave edilir. Tuz, karabiber ve isteğe bağlı pul biber eklenerek sos kıvam alana kadar yaklaşık 10–15 dakika pişirilir.
Servis tabağına alınan patlıcan ve biberlerin üzerine hazırlanan sıcak domates sosu gezdirilir. Şakşuka ılık ya da soğuk olarak servis edilir. İsteğe göre üzerine ince kıyılmış maydanoz serpilebilir veya sarımsaklı yoğurt ile birliktesunulabilir.
Malzemeler
* 3 adet orta boy patlıcan
* 2 adet yeşil biber
* 2 adet kırmızı kapya biber
* 4 adet orta boy domates (veya 1 su bardağı domates püresi)
* 3 diş sarımsak
* 1 çay bardağı zeytinyağı (kızartma için isteğe göre sıvı yağ da kullanılabilir)
* 1 yemek kaşığı zeytinyağı (sos için)
* Tuz
* Karabiber
* İsteğe bağlı pul biber
AFİYET OLSUN.

