Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

‘Nevzat Biçer Krizi’ ile ilgili Özel Haberi sizler için madde madde özetledik

Efeler’de bulunan Nevzat Biçer Parkı’ndaki tarihi yapıların tapusunun Aydın Vakıflar

Efeler’de bulunan Nevzat Biçer Parkı’ndaki tarihi yapıların tapusunun Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne devri sonrası ortaya çıkan bilgi kirliliği ve üst üste gelen hatalar zincirlerinin kökenine inerek, İhbar Aydın Tarih Araştırmaları Masası olarak bu konuyu ele aldık.

(EDİTÖR NOTU: Yaptığımız araştırma sonrası hazırladığımız ve geçtiğimiz gün yayınladığımız geniş kapsamlı haberimizi metnin en sonundaki linkten okuyabilirsiniz. Bu haberde ise bu bilgileri olabildiğince kısa şekilde siz değerli okurlarımıza özetlemek istedik)

Nevzat Biçer Parkı’nda yer alan Tariş Depoları’nın olduğu alanın tapusunun Vakıflar’a devri sonrası, henüz Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından resmi bir evrak kaydı veya vakıf emaresi olduğuna ilişkin belgeler kamuoyuyla paylaşılmadı.

Bunun yanında Hukukçu kimliği ile bilinen Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in hem Vakıflar Kanununu bilmemesi, hem de 1881 yılında kurulan Aydın Belediyesi’ni temsil eden bir ismin “Ecdat Malı değil İngiliz Malı” diyerek konuyu ünlü Tarihçi İlber Ortaylı’nın tabiriyle ‘Cahilane’ şekilde savunarak çok farklı bir zemine çekmesinin şaşkınlığını yaşadık.

İhbar Aydın Tarih Araştırmaları Masası olarak konuyu ele aldık ve maddeler halinde hukuki, tarihi, idari ve kronolojik şekilde özetlemeye karar verdik.

İŞTE ‘NEVZAT BİÇER TARİŞ DEPOLARI’ ÖZEL HABERİMİZİN EN ÖZET HALİ:

1-‘Ayşe Hanım Binti Mehmed Paşa Bin Derviş’ ismi aslında bir “vakıf adı” değil, klasik Osmanlı usulüyle vakfı kuran kişinin soy zinciriyle tarifidir.

2-Aslen Ödemiş Birgi’li bir aileye mensup Ayşe Hanım, İzmir’in zengin ve en varlıklı ailelerinden birinin üyesi olup, çevre illerden gelen ürünleri ihraç eden Müslüman hayırsever bir kadın tüccar olarak bilinmekte.

3-Şuan İzmir Konak Meydanı’nın yanındaki tarihi Saat Kulesi’nin hemen yanındaki küçük, mütevazi bir yer olan Yalı Camii, kendisinin bıraktığı eserlerdendir. Kendisinin servetinin boyutu anlamak için bir örnek vermek gerekirse, 1700’lü yıllarda İzmir limanına iskelesi bile yaptırmıştır.

4-Geride bir çocuk bırakmayan Ayşe Hanım, servetiyle kurduğu vakfa yüzlerce eseri bağışlamış, öğrenci yetiştirmek başta olmak üzere, yoksullara yardım etmek için bir vakıf kurmuş hayırsever bir insandır.

5-Ayşe Hanım Vakfı’na ait bilinen eserlerin tamamı İzmir’de bulunmaktadır. Vefatından sonra 1900’lere gelindiğinde ise Konak Meydanı’nın genişletilmesi çalışması nedeniyle kendisinin yaptırdığı Yalı Camii yıkılmış ve bugünkü yerine taşınarak yeniden inşa edilmiştir. Vakıf Kanunu baz alındığında eğer Yalı Camii’nin asıl yeri tespit edilirse bugünkü Konak Meydanı’nda bulunan İzmir Valiliği, Konak Kaymakamlığı, İZSU Binası’ndan birisinin tapusunun bile Vakıflar Müdürlüğüne geçmesi gerekmektedir.

6-Vakıf senetlerinde tahrifat iddiası: Çocuğu bulunmadığı için Ayşe Hanım’ın vefatından sonra vakıf idaresi yeğeni Mehmed Efendi’ye geçmiştir. Ayşe Hanım’ın vefatından çok kısa süre sonra vakfa ait kurumlarda eğitim gören pek çok talebe Mehmed Efendi’yi suçlamış, hatta ‘Sahte Mühür’ iddiası mahkemelere taşınmış, Ayşe Hanım yaşarken “Şu eserler Mehmed Efendi’nin çocuklarına geçecek” diye sahte belgeler düzenlendiği suçlamaları İzmir Kadı Mahkemeleri’ne bile konu olmuştur. (Bu vakalar bile Ayşe Hanım Vakfı’na ait senetlerde ve günümüze kadar gelen evraklarda tahrifat yapılmış olabileceği izlenimini desteklemektedir.)

Söz konusu davanın 1750’lerde açılması ve Kadı Mahkemeleri’nce ciddiyetle ele alması, Vakıflar’ın Osmanlı Devleti içerisindeki konumunun önemini anlamamız bakımından da değerli bir örnektir.

7İzmir-Aydın tren hattı ve imtiyazlar: 1856 yılında Osmanlı Devleti, ekonomik darboğaz ve dış borç baskısı altındayken, İngiliz sermayesine geniş imtiyazlar vererek İzmir–Aydın Demiryolu projesini başlattı. Bu hattın işletmesi 50 yıllığına, İngiliz merkezli Ottoman Railway Company of Smyrna to Aidin’a verildi. İmtiyaz sözleşmesine göre; şirketin yaptığı demiryolu hattı, binalar, tren yolu hattının alt ve üstündeki 30 mil uzunluğundaki maden ve tarım arazisi imtiyazları, kurulan fabrikalar ve eserlerin hepsi 50 yıllık süre dolunca çalışır vaziyette Osmanlı Devleti’ne iade edilecektir. (Bu imtiyaz sözleşmesi günümüzdeki yap-işlet-devret modeli olup, mülklerin hepsi devlete geçecektir. Sözleşme bitmeden Millileştirme hamlesiyle geçişi yapılmıştır. Kısaca; Tren yolu hattı, pamuk ayıklama tesisleri ve TARİŞ Depolarını İngiliz firma yapmıştır ancak İngiliz Malı değildir)

8-Bu imtiyaz sözleşmesinin arkasında Levanten (Avrupa kökenli Anadolu’da yaşayan) kökenli ticaret ailesi Forbes Company vardır. Forbes Company bugünkü Nevzat Biçer Parkı’nın olduğu alana Meyan Kökü Fabrikası kurmuştur. Bugünkü Atatürk Devlet Hastanesi arazisi de tarımsal olarak üretimde kullanılmıştır. Tren yoluna yakın bir konum seçilmesinin amacı ticari olarak üretilen ürünlerin İzmir Limanı’na aktarılmasıdır.

9-Osmanlı Vakıf Kanunu: Özellikle Fatih Sultan Mehmed’in Ayasofya Vakfiyesi’nden anlaşılacağı üzere, devlet yapısı içinde Vakıf arazileri özel kanunlarla, nizamnamelerle korunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed’in meşhur bedduası sonrasında kurulan pek çok vakfın Vakfiyede yer almış olup, Osmanlı Devleti’nin hiçbir zaman vakıf arazilerine yönelik bir tasarrufta bulunması mümkün olmamıştır. İzmir-Aydın tren yolu hattı başta olmak üzere, İngiliz Firması’na verilen arazide de bir vakıf emaresinin bulunması bu nedenle çok düşük bir ihtimaldir. İmtiyazla verilen araziler miri(devlet toprağı) arazi olup, bu şekilde tahsis edilmiştir. Firmalara verilen arazinin sınırında veya arazinin içinde çok küçük bir parça olsa bile o mülkün kullanımı çok büyük ceza-i müeyyideler doğurmaktadır. Osmanlı Padişahları’nın bile vakıf malları üzerinde bir tasarrufu ve söz hakkı bulunmamaktaydı.

10İzmir-Aydın tren yolu ve Forbes Company‘nin bugünkü Nevzat Biçer Park’ı alanına kurduğu Meyan Kökü Fabrikası 1935 yılında Millileştirme programı kapsamında devlete geçmiştir. Kuruluşu 1915’e dayanan TARİŞ’in adı Tarım Bankası (Ziraat) ile İş Bankası’nın ilk hecelerinin birleşiminden oluşmuş, söz konusu arazi ve depolar tüm mülkleriyle TARİŞ’e tarımsal üretimde kullanması için devredilmiştir.

11-Günümüzdeki adıyla TARİŞ Depoları olarak bilinen alan TARİŞ tarafından bir süre kullanıldıktan sonra atıl şekilde kalmış, Aydın Belediyesi döneminde on yıllarca boş duran arazi ıslah edilmiş, depolar ise yenilenmiş ve restore edilmiştir. Efeler Belediyesi döneminde ise, bu depolardan bir kısmı Nikah Salonu ve Konferans Salonu’na çevrilmiş, geri kalan kısım ise alkol ruhsatlı şekilde özel sektörün kullanımına verilmiştir. Nevzat Biçer Parkı’ndaki depolar dışındaki tüm arazinin ise tasarruf hakkı Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne bırakılmıştır.

12– Ayşe Hanım’ın soyundan gelen Halil İbrahim Efendi’nin 1939 yılında vefatıyla Ayşe Hanım Vakfı’na yeni mütevelli atanmamış, bu vakfın tüm tasarrufları Vakıflar Bölge Müdürlüğüne geçmiştir.

13-5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi gereğince Vakıf emaresi bulunan malların Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne devri gerektiği belirtilerek, Nevzat Biçer Parkı içerisinde bulunan bu TARİŞ Depoları’nın arazi tapusu Efeler Belediyesi’nden alınarak Vakıflar’a devredilmiştir.

14-Ayşe Hanım Vakfı’na ait bir Vakıf emaresi varsa, bu mülkün motamot veya birebir TARİŞ Depoları’nın altına denk geldiği iddiasının belgelerle kanıtlanması gerekmektedir. Yalı Camii’ndeki yer değişikliği bile bir çok kamu kurumunun tapusunu tehlikeye atarken, Ayşe Hanım Vakfı’na ait bir mülkün(arazinin) KİPA AVM, TARİŞ’e ait otopark veya Nevzat Biçer Parkı içindeki bir alana da temas edebileceği yapılacak araştırma sonucu belirlenecektir. Böyle bir vakıf emaresi-kaydı varsa, bu mülkün nokta atış TARİŞ Deposu’na denk gelmesi ile ilgili bugüne kadar çoktan mütevelliler tarafından itiraza konu olması gerekirdi.

15-1939 yılına kadar Ayşe Hanım Vakfı mütevellisi hiçbir isim bu arazi veya mülk için hiçbir başvuruda bulunmamıştır. Vakıf Mütevellisi kimse, tüm mülkleri koruma sorumluluğu bulunduğundan, bu hususu es geçmesinin kendisine çok ciddi ve ağır cezai yaptırımı olduğu unutulmamalıdır. 1750 yılında bile hukukun işlediği bir vaka varken, 1939 yılına kadar ki evraklar incelenerek, varsa şikayet veya mahkeme kayıtları ortaya çıkarılmalıdır.

16-Aydın Vilayeti’yle Aydın(Efeler) karıştırıldı mı? Osmanlı Eyalet sistemi içinde bulunan Aydın vilayeti; merkezi İzmir olan Aydın, Muğla, Manisa, Uşak, Denizli ve Kütahya’nın bir kısmını kapsayan bölgenin adıdır.

Aslen Ödemiş Birgi’li bir aileye mensup Ayşe Hanım’ın Aydın(Efeler’e) değen hiçbir bağının bulunmadığı, Aydın’ın gerçek adının birçok vesikada ‘Güzelhisar’ olduğu düşünüldüğünde, günümüz çeviri yapanların maddi bir hatayla günümüz Aydın’ına anlayarak hataya düşüp düşmediklerine bakılması gerekir. Vakıf belgesindeki Aydın ibaresinin Vilayet olan Aydın olabileceği ihtimali de dikkate alınmalıdır.

Vakıf emaresinde ‘Güzelhisar’ yazıp yazmadığı veya günümüzdeki Efeler bölgesi kastediliyorsa bu hususlarda Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce detaylıca açıklanmalıdır.

17-Söz konusu alan imtiyaz sözleşmesi maddeleri uyarınca 50 yıl sonra devlete geçeceği hüküm altına alınmıştır. Cumhuriyet’in kuruluş döneminin ardından yapılan Millileştirme hamlesi gereği ise İngiliz şirketten geri alınmıştır. Aslında bu arazi özünde ‘Hazine Arazisi’ olup, bugün Maliye Hazinesi’nin uhdesine alınıp, mülkiyetine ilişkin tapu Maliye Hazinesi adına düzenlenmelidir.

18-Söz konusu alandaki depolar evet İngiliz yapımıdır, ancak Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in dediği gibi “Ecdat malı değil İngiliz malı” değildir. Bedeli veya kamulaştırma işlemleri ödenip mülkiyeti alınmıştır.

19-Yöneticiler tarafından Hazine’den TARİŞ’e, oradan Aydın Belediyesine, oradan da Efeler Belediyesi’ne aktarılan yer hakkında asıl söz sahibi olması gereken kamu kurumu Maliye Hazinesi’dir.  

Vakıf emaresine ilişkin belgeler açıklanıp, tereddüte mahal vermeyecek şekilde kanıtlandıktan sonra Maliye Hazine’sinden Vakıflar’a geçmesi gerekmektedir.

20-1750’li yıllarda bile ‘sahte mühür’ iddiasıyla ortaya çıkan ve İzmir Kadı Mahkemeleri’ne bile konu olan vakıf senetleri hakkındaki şaibelerin titizlilikle araştırılması gerekmektedir. Ayşe Hanım Vakfı Vakfiyesi’nin ve çevirisinin sağlıklı bir şekilde alanında uzman bilirkişilerce yapılması gerekmektedir.

21-Efeler Belediyesi tarafından Nikah ve Konferans Salonu dışındaki 2 adet büyük depo alanının yıllarca atıl bırakıldığı, bu depoların tapusu Vakıflara geçince kıymete binmesinin ise altının çizilmesi gerekmektedir.

22-Türkiye’deki tapu parselizasyon ve kadastral işlemlerin 1955’lerde başladığı, 2000’li yıllarda dijitalleşme ile bu işin sisteminin yerleştiği gözönüne alınmalı, hatta 2020’li yıllarda Büyük Menderes Nehri’nin geçmişte yuttuğu pek çok kayıp arazinin bile çözümünün halen devam ettiği unutulmamalı, Ayşe Hanım Vakfı’na ait bir arazi veya mülkün tam tamına TARİŞ Depoları’nın altına denk gelecek şekilde tespit edilme yöntemi ve vakfiyedeki yer tanımının ayrıntılı şekilde açıklanması gerekmektedir.

23-Söz konusu TARİŞ Depoları’nın, ne Efeler Belediyesi’ne ne de TARİŞ’e devredilmeyip, Maliye Hazinesine kaydedilmesi, kanun gereği mülkiyetinde park bulunan Belediyenin veya bu yapıları işletmek isteyen müteşebbislerin Maliye Hazinesi adına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak Müdürlükleri veya şeflikleri aracılığıyla bu depoları kiralaması gerekmektedir.

24-Yerel Yöneticilerin Avrupa’da olduğu gibi, yönetim kadrolarına Tarihçi, Sosyolog gibi meslek mensuplarını katmalarının önemi tekrardan ortaya çıkmıştır.

Yerel yönetimlerce kıymeti ve değeri bilinmeyen Üniversite Akademi Camiası ve yerel tarih araştırmacılarıyla iş birliğinin geliştirilmesinin ne kadar ehemmiyetli olduğu bu örnekle ortaya çıkmıştır.

25-“Burası ecdat değil İngiliz malı” diyen siyasetçilerin yetkinliği tartışılmalı, “Forbes Company gelip isterse onlara vermemiz gerekir” şeklinde anlaşılan açıklamaların, tarihin siyasete alet edilerek ileri ki yıllarda kamu mallarına ve haklarına büyük zarar vereceği söz sahibi yöneticilerce unutulmamalıdır.

26-TARİŞ Depolarının tam altındaki iddiaya konu arazinin Ayşe Hanım Vakfına ait bir mülk olduğunun kesinleşmesi durumunda, yasal olarak bu yerleri koruma sorumluluğu bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nü siyasi zemine çekmemek gerekmektedir.

Osmanlı Devleti’nin, Padişahların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve yöneticilerinin hazırladığı kanunlarla koruduğu bu vakıflara ait yerlerin denetimi, yönetimi ve idaresine saygı duyulması gerekmektedir.

27-Son olarak İhbar Aydın Tarih Araştırmaları Masası’nın ortaya çıkardığı, “Nazilli’yi 700 sene Frigyalılar yönettiği” şeklinde tarihe aykırı bilgiyi yayan ve Belediye resmi sayfası ile Faaliyet Raporu’na yazan Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik’in de bu hatayı düzeltmesini talep ediyoruz.

İHBAR AYDIN TARİH ARAŞTIRMALARI MASASI ÖZEL HABERİNİ OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYINIZ: