Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

Vicdanın son duruşması: Beklemek..

Hiç insanları ve olayları yargıladığınız kadar kendinizi yargıladınız mı? Hüküm

Hiç insanları ve olayları yargıladığınız kadar kendinizi yargıladınız mı?

Hüküm vermeden önce, duruşmalar açıp her ihtimali düşünerek?

Kendinizden kendinizi hiç doğurdunuz mu?
Eski halinizden vazgeçip, içinizde başka bir “sizi” büyüterek?

Gerçekliğin sancısını çekerek ve bekleyerek..

Ben hep bekledim..

Hüküm vermeden önce bekledim.

Çünkü kafamın içinde bitmeyen bir mahkeme taşıyorum..

Hakimi de ben..

Savcısı da..

Mağduru da ben..

Sanığı da..

Ve hatta iki tarafın avukatı da…

Öyle bir mahkeme ki; hem herkese hak veriyorum, hem de hiç kimseye..

Bu mahkemede kendim dahil, hiçbir tarafa karşı haksızlık yapmadım.

Hatta en çok kendime karşı acımasızım bu duruşmalarda..

Karşımdakilere gelince; adaletsizlik etmemek için, hep o son duruşmayı erteledikçe erteliyorum..

Aklımın hükmünü temyiz ederek, vicdanıma taşıyorum.

Ve bekliyorum..

Vicdanımın son duruşmasının kararını..

İnsanlar bunu kararsızlık, aşırı temkinlilik, hatta korkaklık sandılar.

Kendi korkularıyla yüzleşmemek için aceleyle hüküm verenler, benim bekleyişimi korkaklık olarak gördüler.

Oysa beklemenin de adaletin bir parçası olduğunu bilmeyenlerin sözlerinin ne önemi var?

Hangi gerçek adalet, olayın hemen ardından çabucak hükmünü verdi ki?

Gerçek şu ki; bütün korkaklar acelecidir.

Kendi günahları ortaya çıkmasın diye, acele eder onlar..

Akşam verdikleri idam hükmünü sabah insanlar görmeden hızlıca uygularlar..

Güneş’in doğmasını bile beklemezler..

Çünkü bilirler ki; güneş doğarsa, eriyecekti buzdan hükümleri..

Merhamet payı yoktur onların..

Kararları bile menfaat üzerine kuruludur.

Kırdıkları kalemle, ağaçtaki ipin ücretini bile isterler.. Güneşte eriyecek hükümlerine değer biçerek..

Kararlarımı vicdana taşıdığım için beni yargılayanların, hüküm vermeden önce beklememi korkaklık sayanların düşünceleri mi hayatımı şekillendirecek?

–Asla!

Ve asla anlamadılar.. Anlamaları da gerekmezdi zaten..

Kararsız görünen uzun beklemelerim sadece vicdanıma verdiğim ek sürelerdi..

Bunu hiçbir zaman bilemediler…

Sahte mahkemelerde kalem kırmak en kolayıydı..

Akıldaki mahkemeyi, kalpteki vicdana taşımak ise en zor ama en adil olanı..

Kırdıkları kaleme üzülenler ne bilsinler, beklemenin bile bir adalet doğurduğunu?

Tanrı’nın insanı neden beklettiğini görünceye, anlayıncaya kadar beklemen gerekir. Öyleyse insan, kendi içinde kurduğu vicdan mahkemesinin hükmünü vermeden önce de beklemeyi bilmelidir.

Ve Tanrı’nın; bekleyeni, özellikle kalbiyle bekleyeni yolda bırakmadığını bilmek gerekir.

Her kapıdan geçmeyi marifet sananlar, herkesin önünde eğilenler; her kulağa göre söz söyleyip her yüze başka bir yüz gösterenler…

Dün kesin hüküm diye kırdıkları kalemin parçalarını, bugün bir dilenci gibi yerden toplayıp yeni günahlarında kullanmak üzere yeniden birleştirenler…

Sizler hayatınızı yaşayın; ben vicdanımın son celsesini bekliyorum…