İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kuşadası Belediyesi’ne yönelik yürütülen rüşvet ve irtikap soruşturması ‘Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ dosyasına evrilip derinleşirken, kentte yıllardır belediye ile iş dünyası arasında kurulan “bağış ve sponsorluk” ilişkileri de yeniden mercek altına alınmayı bekliyor. KUSAV ve Başkanı Levent Köylü hakkında ortaya atılan iddialar tartışılırken geçmişe dönüldüğünde dikkat çekici başka bir yapının daha gizemini koruduğu ortaya çıktı.
KUSAV’dan önce yer alan Hüseyin Can Vakfı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı yürüttüğü soruşturmada tanık ve şüpheli ifadelerinin yanı sıra HTS kayıtları ve MASAK tarafından hazırlanan raporların da değerlendirildiği kamuoyuna açıklanmış durumda. Soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Ömer Günel, Basın Müdürü Atıl Ulaş Bengi, Özel Kalem Müdürü Şebnem Kars Şenol, Zabıta Müdürü Ercüment Duman da “rüşvet” ve “irtikap” suçlamalarıyla tutuklanmıştı.
Soruşturmada 3.dalga operasyon gerçekleştirilmişken, Kuşadası’nda gözler yalnızca belediyeye değil, belediye yönetimiyle yakın iş birliği içerisinde faaliyet gösteren vakıf, dernek ve organizasyonlara da çevrildi.
KUSAV VE LEVENT KÖYLÜ İDDİALARIN ODAĞINDA
Bu yapıların başında Kuşadası Altın Güvercin Kültür Sanat ve Tanıtım Vakfı (KUSAV) geliyor.
KUSAV’ın kuruluş sürecinde Belediye Başkanı Ömer Günel’in rolünü gösteren en dikkat çekici açıklama bizzat Günel’e ait. Belediye yayınlarında Günel’in, Altın Güvercin’i tekrar canlandırmak için “KUSAV’ın kurulmasını teşvik ettik” dediği görülüyor.
Vakfın başkanlığını ise uzun süredir Ömer Günel’in sır küpü Levent Köylü yürütüyor.
Köylü ile Günel arasındaki ilişkinin yalnızca protokol düzeyinde olmadığı, belediye ile KUSAV’ın yıllar boyunca Altın Güvercin, Sokak Festivali, caz günleri ve heykel sempozyumları gibi çok sayıda organizasyonu birlikte gerçekleştirdiği resmi belediye kayıtlarından anlaşılıyor.
Kuşadası kamuoyunda Levent Köylü’nün Ömer Günel’in en yakınındaki isimlerden biri, hatta “kara kutusu” olduğu ileri sürülürken, asıl tartışma KUSAV üzerinden sağlanan sponsorluk ve bağışların niteliği üzerinde yoğunlaşıyor.
Daha önce basına yansıyan iddialarda, İstanbul’dan yürütülen soruşturma kapsamında belediyede resmi işleri bulunan bazı müteahhitlere KUSAV’a bağış yapıp yapmadıklarının, bağış konusunda yönlendirilip yönlendirilmediklerinin ve bazı organizasyonlara sponsor olmalarının istenip istenmediğinin sorulduğu ileri sürülmüştü. Ancak bu iddiaların soruşturma makamlarınca doğrulandığına ilişkin kamuoyuna açık resmi bir açıklama henüz bulunmuyor.
“BELEDİYENİN KASASINDAN PARA ÇIKMADAN YAPTIK”
Geçmiş açıklamalar ise bugün çok daha dikkat çekici hale geliyor. KUSAV Başkanı Levent Köylü, 2021 yılında Altın Güvercin’in sponsorlarıyla gerçekleştirilen buluşmada organizasyonun verilen desteklerle belediyenin kasasından para çıkmadan gerçekleştirildiğini açıklamıştı.
Sonraki yıllardaki belediye kayıtları da çok sayıda özel şirketin KUSAV ve belediyenin ortak organizasyonlarında sponsor olarak yer aldığını gösteriyor.
Örneğin 2023 Altın Güvercin organizasyonunun ana sponsorları arasında bazı inşaat şirketleri yer alıyor. Hatta bugün soruşturma kapsamında tutuklanan bazı iş insanlarının Sokak Festivali gibi etkinliklere sponsor oldukları belediyenin kendi açıklamalarında yer alıyor.
Elbette bir şirketin kültür-sanat organizasyonuna sponsor olması tek başına herhangi bir hukuka aykırılık anlamına gelmese de, bu bağışlarla ilgili bir çok soru işareti de beraberinde geliyor. En kritik olanı ise; Belediyeyle ruhsat, imar, iskân veya başka ticari ilişkisi bulunan şirketlerin yaptığı bağış ve sponsorlukların tamamı kendi özgür iradeleriyle mi gerçekleştiği sorusu.
KUSAV’DAN ÖNCE HÜSEYİN CAN VAKFI İDDİASI!
KUSAV kurulmadan önce bağışların ne şartta ve hangi kurum üzerinden alındığı üzerine yaptığımız araştırmada karşımıza Hüseyin Can Vakfı çıkıyor.
Hüseyin Can Vakfı, KUSAV gibi Ömer Günel’in kurduğu yeni bir yapı değil. 2017 yılında dönemin Belediye Başkanı Özer Kayalı’nın yaptığı açıklamaya göre; Hüseyin Can, 1980’li yıllarda mal varlığını kendi hazırladığı vakıf senedi doğrultusunda vakfa devretti. Kayalı ayrıca, vakfın yönetiminin çoğunluğunun Kuşadası Belediyesi’ne bırakıldığını açıklamıştı.
Nitekim vakıf Günel döneminden çok önce belediyeyle birlikte sosyal yardım projeleri yürütüyordu. 2017 ve 2018 yıllarında ihtiyaç sahibi çocuklar için gerçekleştirilen sünnet organizasyonlarında Hüseyin Can Vakfı ile Kuşadası Belediyesi birlikte hareket etti. 2018 tarihli Belediye Meclisi kararında vakfın çocukların sünnet kıyafetlerini karşılaması açıkça görev olarak yazıldı.
Dolayısıyla Hüseyin Can Vakfı’nın kuruluşunu veya belediyeyle ilişkisinin başlaması Ömer Günel dönemine bağlamak mümkün olmasa da, Günel’in başkan seçildiği 2019 yılından sonra bu vakıf üzerinden bağış alınıp alınmadığı, KUSAV kurulana kadar bu vakfın bağışlarda tercih edilip edilmediği bilinmiyor.
GÜNEL İLK GÜNLERİNDE HÜSEYİN CAN VAKFI’NI İŞARET ETMİŞTİ!
31 Mart 2019 seçimlerinin ardından tebrikleri kabul eden Ömer Günel’in kendisine çiçek ve çelenk gönderilmemesini istediği, bunun yerine eğitim faaliyetlerinde kullanılmak üzere Hüseyin Can Vakfı’na bağış yapılması çağrısında bulunduğu dönemin haberlerine yansıdı.
Bir yıl sonra bu ilişki çok daha görünür hale gelirken, 2020 yılında Kuşadası Belediyesi ile Hüseyin Can Vakfı birlikte geniş çaplı tablet bağışı kampanyası başlattı. Başkan Günel kamuoyuna yaptığı çağrıda ihtiyaç sahibi öğrenciler için Hüseyin Can Vakfı ile kampanya başlattıklarını açıkladı ve doğrudan bağış yapılabilecek banka hesabını kamuoyuyla paylaştı.
Kampanyada önce 150 tablet toplandığı, sonraki bağışlarla sayının yükseldiği ve belediye kayıtlarına göre yüzlerce tabletin ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtıldığı haberlere yansıdı. Vakfın kamuoyuna açıklanmış sosyal yardım faaliyetleri bunlarla sınırlıyken, bugün KUSAV çevresinde ortaya atılan “zoraki bağış” iddiaları nedeniyle Hüseyin Can Vakfı döneminin de mali hareketlerinin incelenip incelenmeyeceği merak konusu olmayı sürdürüyor.
AYNI BAĞIŞ MODELİ, İKİ FARKLI VAKIFTA MI UYGULANDI?
Günel’in göreve başlamasının hemen ardından bağış için işaret ettiği yapılardan biri Hüseyin Can Vakfı olduğu, daha sonraki dönemde ise bu vakfın pasifleştirilerek Günel’in kuruluşunu teşvik ettiğini bizzat açıkladığı KUSAV’ın öne çıkarıldığı görülüyor. Levent Köylü yönetimindeki KUSAV’ın belediyenin kültür ve sanat organizasyonlarının en önemli paydaşlarından biri haline geldiği, KUSAV üzerinden çok sayıda şirketin sponsorluk sisteminin içerisine dahil olduğu kamuoyuna yansıdı.
KUSAV gibi Hüseyin Can Vakfı’nın da bağış adı altında kullanılıp kullanılmadığı, Hüseyin Can Vakfı’na 2019’dan itibaren kimlerin ne kadar bağış yaptığı, bağış yapan şirketlerden kaçının aynı tarihlerde Kuşadası Belediyesi’nde ruhsat, imar, iskân veya başka bir işlemler yürüttüğü, şirketlerden bağış veya sponsorluk talep edilirken belediye yöneticilerinin herhangi bir yönlendirmesinin olup olmadığı henüz bilinmiyor.
KUSAV’a ilişkin bugün tartışılan bağış sisteminin geçmişteki benzer uygulamalarının bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla Hüseyin Can Vakfı’nın banka ve bağış kayıtları da MASAK incelemesine dahil edilip edilmeyeceğini ise önümüzdeki günlerdeki gelişmeler gösterecek.
SORUŞTURMA SÜRECİNİN TAMAMLANMASI MERAKLA BEKLENİYOR!
Aydın ve Kuşadası Kamuoyu şimdi, öncelikle soruşturma sürecinin tamamlanıp, Kuşadası Belediyesi ve Ömer Günel Yapılanması hakkında yürütülen ve iddialara konu olan belediye çevresinde oluşan vakıf–bağış–sponsorluk–iş dünyası ilişkilerinin şeffaf biçimde ortaya çıkarılmasını bekliyor.


