Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

Kendine merhamet et!

Kendine merhamet et.. Kendinden Allah’ın senden istemediği kadarını yapmayı bekleme..

Kendine merhamet et..

Kendinden Allah’ın senden istemediği kadarını yapmayı bekleme..

Korkma ve telaşta etme!

Burası dünya. Belli ki bazı işler yarım kalacak..

Buraya her şeyi tamamlamaya veya anlamaya gelmedin.

Her şeyin olduğu gibi, senin de bir sınırın ve hududun var.

Neyden, ne kadar sorumlu olduğunu bil!

Mücadele et, sev ve sevil.

Ne yaparsan yap; her şeyin gerisinde biraz kaderin, biraz imtihanın ve biraz da hayatın payı etkili olacak..

Ve günün sonunda “Ben bu kadarmışım, elimden bu kadarı geliyormuş”, diyebilmeli insan.

Çünkü arzular ve istekler hiçbir zaman bitmeyecek. İhtiyaçlar da bitmeyecek.

Neyi “başardım, tamamladım, ben artık oldum” dediğin şey varsa, ertesi gün yeni bir dönem, yeni bir arzu başlayacak hayatında.

Bitti zannedilen her şey şekil değiştirecek, yine ve yeniden çıkacak karşına..

O yüzden ister okuyarak, ister yaşayarak öğren bu dediklerimi!

Gerçek sadakati öğren mesela..

“İnsanlar sana değil, sana olan ihtiyaçlarına sadık kaldıklarını” öğren..

Hangi sevginin gerçekten sevgi, hangi sadakatin yalnızca şartlar elverdiği sürece verilmiş bir söz olduğunu öğren.

İnsanın en karanlık tarafının ihanet olmadığını, sana sadık kalmalarına sebep olan ihtiyacı sevgi kılığına soktuklarını öğren mesela..

“Seni sevdiklerini” söylerken aslında yanında hissettikleri gücü sevdiklerini..

Seni ‘Sen‘ olduğun için değil, sağladığın imkana ve değer görülmeyen fedakarlığına ihtiyaç duydukları için yanında olduklarını öğren..

İnsanların çoğu ‘sadık‘ değildir; ama öyle görünürler. Onlar çoğu zaman; açtığın kapılara sadıktır, sağladığın imkana bağlanıp ‘sadık‘ gibi kalırlar..

Ve sen, çoğu zaman bütün bunları “sevgi‘ ve ‘seviliyorum‘ zannedersin..

Oysa sevginin en büyük sınavı, verecek hiçbir şey kalmadığında başlar.

İnsanın biriktirdiği gerçek servet; varken değil, sana ihtiyaçları yokken ortaya çıkar.

‘Sadakat‘ demişken; sadakat sadece sahte sevgililerden de doğmaz..

‘Korku‘ da sadakat üretir; fakat sadece görünüşte.

‘Korkuyla yanında duran insanlar’ sana ait değildir; sadece kaçacak doğru zamanı bekleyenlerdir.

Mecburiyetle hayatında duranlardır. Yalnızca, ‘O, gelmesi beklenen günün‘ gelmesini beklerler.

O yüzden dedim ya; gün sonunda yalnızca “kendine merhamet etmeli” insan…

Peki, ‘Gerçek Sadakat‘ nedir bilir misin?

İnsanın gitme imkanı varken, kalabilmesi..

İhanet edebilecekken etmemesi.

Herkese rağmen ve her koşulda seni ‘sen‘ olarak kabul edebilmesidir..

Bu nedenle ‘korkulan insan‘ olmanın sadakat olmadığını ve ‘güçlü insan‘ olmak olmadığını anla..

Bazı mecburiyetlerin bulunmasını da, bir güç olarak görme..

İşte o yüzden sana gelebilecek gerçek tehlike; ihtiyaç, mecburiyet veya ihanet değildir, ihtiyacın ‘sevgi‘ diye pazarlanmasıdır..

Sadece düşün ve duyguların içine gizlenmiş ‘o ticareti’ gör..

O yüzden, sen yine her zaman insanlara değil; kendine merhamet et..

Değiştiremeyeceğin şeyler için kaygıyı da, tasayı da bırak.

Sınırını ve hududunu bil!

Sana gelenin neden geldiğini, sana değer verenin neden ‘değer’ verdiğini unutma..

Gerçekten seven insan; ihtiyaç duyar ama sevdiğini yalnızca ihtiyacından ibaret görmez, göremez.

Gerçekten sadık insan; çıkarını düşünür ama çıkarı bittiğinde ‘karakterini’ değiştirmez.

Gerçekten ahlaklı insan; güç ister ama güç eline geçtiğinde kendisini ‘vazgeçilmez’ sanmaz..

Bu nedenle hayatta her zaman bir hesap yaparken, gelecek olana değil, geride kalanlara bak..

İşte sen, aslında bu kadarsın!

‘Sevgi’, ‘korku’, ‘ihanet’, ‘mecburiyet‘ ve ‘sadakat‘ arasında kalmışsın..

Korkma ve telaşta etme!

Burası dünya..

Belli ki, bazı işler yarım kalacak..

Ve günün sonunda “Ben bu kadarmışım, elimden bu kadarı geliyormuş“, diyebilmeli insan..

Kendinden, Allah’ın senden istemediği kadarını yapmayı bekleme..

Sınırını, hududunu bil!

Ve ilk önce ‘Kendine Merhamet Et!’..

–İhbar Aydın Köşe Yazarı, Yusuf Ziya YAYAN yazdı..