Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

Hedef Koymak Yetmez: Çocuklarda Sürdürülebilir Motivasyon

Yeni bir hedef belirlemek çoğu zaman heyecan vericidir. Öğrenciler kendilerine

Yeni bir hedef belirlemek çoğu zaman heyecan vericidir. Öğrenciler kendilerine sözler verir, çalışma programları hazırlar ve ulaşmak istedikleri sonuçları hayal ederler. Ancak günler ilerledikçe ilk günkü istek azalabilir, planlar ertelenebilir ve çalışma düzeni aksayabilir.

Özellikle LGS ve YKS gibi uzun soluklu hazırlık süreçlerinde bu durumla sıkça karşılaşırız. Peki, başlangıçta büyük bir istekle yola çıkan öğrencilerin motivasyonlarını devam ettirmelerini ne sağlar?

Öncelikle motivasyonun her gün aynı seviyede hissedilmesini beklememek gerekir. Öğrenciler zaman zaman yorulabilir, zorlandıkları konular karşısında isteksizlik yaşayabilir veya hedeflerine ulaşmanın daha fazla emek gerektirdiğini fark edebilirler.

Bu nedenle sürdürülebilir motivasyonu yalnızca çalışma isteğiyle değil, öğrencinin kendi sürecini yönetebilme becerisiyle birlikte değerlendirmeliyiz.

Hedef, öğrencinin kendi isteğiyle anlam kazanır.

Çocuklarımızın hedefleri üzerine konuşurken çoğu zaman hangi liseyi veya üniversiteyi kazanmak istediklerini sorarız. Oysa hedefin kendisi kadar, öğrencinin bu hedefle kurduğu bağ da önemlidir.

Gerçekten istediği için mi çalışıyor, yoksa çevresindeki beklentileri karşılamaya mı çalışıyor?

Ailelerin beklentileri ve çevrenin yönlendirmeleri zaman zaman öğrencinin kendi isteklerinin önüne geçebilir.

Bu nedenle çocuklarımızın ilgi alanlarını, güçlü yönlerini ve gelecek beklentilerini keşfetmelerine fırsat tanımak önemlidir.

Kendisine ait olduğunu hissettiği bir hedef, öğrencinin çalışma sürecine daha anlamlı yaklaşmasını sağlayabilir.

Büyük hedeflere küçük adımlarla ulaşılır.

Öğrencinin önünde tamamlaması gereken çok sayıda konu ve çözmesi gereken sorular olduğunda bütün süreci aynı anda düşünmesi zorlayıcı olabilir.

Bu noktada büyük hedefleri haftalık ve günlük adımlara ayırmak daha işlevsel bir yol sunar.

Örneğin matematik başarısını artırmak isteyen bir öğrencinin yalnızca net sayısına odaklanması yerine, eksik olduğu konuları belirlemesi ve bunlara yönelik bir çalışma planı oluşturması faydalıdır.

Yapılan çalışmaları düzenli değerlendirmek ve küçük ilerlemeleri fark etmek, öğrencinin gelişimini görmesine yardımcı olur.

Burada önemli olan programın yoğunluğu değil, öğrencinin bu programı ne ölçüde sürdürebildiğidir.

Motivasyonun yanında alışkanlıklar da gelişmelidir.

Her gün ders çalışmak için aynı isteği duymak mümkün değildir.

Bu nedenle çalışma düzeninin yalnızca motivasyonun yüksek olduğu günlere bağlı kalmaması önem taşır.

Düzenli çalışma saatleri oluşturmak, dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak ve günün sonunda yapılanları değerlendirmek zamanla çalışma alışkanlığı kazandırabilir.

Öğrencinin kendi programını hazırlamaya katılması ve sorumluluklarını aşamalı olarak üstlenmesi de bu süreci destekler.

Böylece ders çalışmak, sürekli hatırlatılması gereken bir görev olmaktan çıkarak öğrencinin günlük yaşamının bir parçası hâline gelebilir.

Veliler için önemli bir soru: Destek oluyor muyuz, yoksa süreci biz mi yönetiyoruz?

Sınav dönemlerinde ailelerin kaygılanması oldukça anlaşılırdır. Ancak iyi niyetle yapılan sık hatırlatmalar ve sürekli denetim, zamanla öğrencinin kendi sorumluluğunu üstlenmesini zorlaştırabilir.

Bu noktada ailelerin çocuklarına biraz daha alan açması faydalı olacaktır. Her gün kaç saat ders çalıştığını sormak yerine, hazırladığı programın nasıl ilerlediğini konuşmak; eksiklerini hatırlatmak yerine çözüm yollarını birlikte değerlendirmek daha yapıcı bir iletişim sağlayabilir.

Ayrıca öğrencinin çabasını yalnızca sınav sonuçlarıyla değerlendirmemek gerekir. Bir konuda gösterdiği ilerlemeyi, çalışma düzenini oluşturmasını veya daha önce zorlandığı bir soruyu çözebilmesini fark etmek, kendine güvenini destekler.

Zorlanmak, yeniden değerlendirmek için bir fırsattır.

Deneme sınavlarında beklenen sonucun alınamaması veya çalışma planının aksaması öğrencinin motivasyonunu etkileyebilir. Böyle durumlarda hemen daha fazla çalışmasını istemek yerine, öncelikle yaşanan güçlüğün nedenini anlamaya çalışabiliriz.

Hangi konuda zorlandı? Çalışma yöntemi ihtiyacına uygun muydu? Zamanını nasıl kullandı?

Bu sorular üzerinden yapılacak bir değerlendirme, öğrencinin eksiklerini fark etmesine ve yeni bir yol belirlemesine yardımcı olur.

Gerektiğinde öğretmenlerinden veya öğrenci koçundan destek alması da süreci kolaylaştırabilir.

Sonuç olarak sürdürülebilir motivasyon, öğrencinin her gün aynı heyecanla çalışması değil; zorlandığında yeniden başlayabilmesi, gelişimini fark etmesi ve sorumluluklarını giderek daha bilinçli şekilde üstlenebilmesidir.

Ailelerin bu yolculuktaki en değerli katkısı ise çocuklarının yerine yürümek değil, kendi yollarını bulmalarına rehberlik etmektir.

Çünkü çocuklarımıza yalnızca bir hedefe ulaşmayı değil, o hedefe giderken nasıl ilerleyeceklerini de öğretmeliyiz.

Sınavlar geride kalabilir; ancak planlama, sorumluluk alma ve karşılaştığı güçlüklerle baş edebilme becerileri hayatları boyunca onlara eşlik edecektir.