Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

Etiketlerin ardından bakmak

İnsanlık tarihi boyunca evreni ve dünyayı anlamaya çalıştı. Önce doğayı,

İnsanlık tarihi boyunca evreni ve dünyayı anlamaya çalıştı.

Önce doğayı, sonra toplumu, ardından da birbirini…

Anlamak kadar, anlamaya çalışmakta güzeldi bu yolculukta.

Fakat anlamak için çıktığımız yolculuk bugünlerde daha kolay bir yola evrildi.

Kategorize etme ve etiketleme aşkına..

Bir fotoğraf karesi, bir dedikodu veya kulaktan duyma sözler manzumesinin rahatlığına kavuştu..

Ve bugün; anlam verme çabası yerine, hiçbir çaba göstermeden bir yerde durup daha basit olanı seçtik.

Tanımaktan, anlamaktan vazgeçtik; her şeyi ve herkesi etiketlemeye başladık.

Bugün bir insanla karşılaştığımızda en basitinden onun hikayesini merak etmiyoruz.

Sadece hangi tarafta olduğunu öğrenmek istiyoruz. Hangi görüşe sahip olduğunu, hangi kimliği taşıdığını, hangi grubun içinde yer aldığını bilmek yetiyor bizlere..

Hatta kullandığı telefon markası, paylaşım yaptığı sosyal medya platformu, alıntı yaptığı sözler, aidiyet duyduğu ideolojinin dışında temas ettiği bir yenilik bile etiket konusu olabiliyor.

-Sanki insanı bir roman değil de, aklımızın kategori raflarına dizilecek bir dosya gibi görüyoruz.

-Sanki insanı büyük bir hikayenin kahramanı gibi değil de, birbirinden keskin çizgilerle ayrılmış, başlıklarından ibaret sanıyoruz.

Oysa insan hiçbir zaman bu kadar kategorize olmamıştı.

İnsan sadece;

-Doğduğu şehirden, kökeninden, inancından ibaret değildir.

-Mesleğinden, eğitiminden ibaret değildir.

-Siyasi görüşünden, cinsiyetinden, ekonomik durumundan ibaret değildir.

İnsan; yaşadığı acılar, verdiği mücadeleler, kurduğu hayaller, taşıdığı korkular ve değiştirebildiği fikirlerin toplamıdır.

Fakat biz, bütün bu derinliği görmezden gelerek onu tek bir kelimeye indirgemeye çalışıyoruz.

Yani kolay olanı genellikle suçlar gibi seçiyoruz.

O’nu çözdüm‘ diyebilmek için, asla yanılma payı ihtimali vermeden, çoğunlukla bir kelimelik etiketler ekliyoruz.

-Çünkü etiket atmak kolaydır.

Anlamak ise her zaman zordur, çaba gerektirir.

Bir insanı tanımak emek ister. Onu dinlemek, anlamaya çalışmak, önyargılarımızı bir kenara bırakmak gerekir.

İnsan doğası ve beyni işleyişi gereği belirsizlikten korkar. Bu etiketler bize hızlı bir hüküm verme konforu sunar. Bir kelime söyler ve zihnimizde o dosyayı kapatırız.

Kapatırız kapatmasına ama bu sadece bir kaçıştır.

Bu durum;

-Ne kadar büyük bir yanılgı…

-Ne kadar büyük bir basitlik..

-Ve ne kadar büyük bir acizlik..

Oysa bir insanı tanımadan verilen her hüküm, gerçeğin uzağına düşen bir kurşundur.

Silahı çekip bir atış yapmışsınızdır, evet atışın sesini de duymuşsunuzdur, “hedefi vurdum” diye belki mutlu da olmuşsunuzdur, fakat başaramamışsınızdır.

Etiket duvarlarına atılan çoğu atış, bu yüzden bir yanılgıdır.

Silah gerçek, kurşun gerçek, ses gerçek, hedef gerçek ama sonuç yanlıştır.

İşte anlatmak istediğimiz en büyük sorun da budur.

Günümüzün modası karşılıklı konuşmak yerine; birbirlerine yapıştırdıkları etiketlerle konuşulmasıdır ve bunu sorgulamayanların başkasının attığı etiketlere inanmasıdır.

Bu yüzden yanlış etiketler, farklı kulaklarda farklı anlamlara dönüşüyor.

Kutuplaşma büyür, düşmanlık artar ve müsamaha azalır.

-Bir insanı sadece bir görüşüyle tanımladığınızda, onun değişebilme ihtimalini yok sayarsınız.

-Bir insanı geçmişte söylediği bir sözle tanımladığınızda, dönüşebilme hakkını elinden alırsınız.

-Bir insanı ait olduğu düşünülen bir grubun içine hapsettiğinizde, onun daha iyiye ulaşma özgürlüğünü elinden alırsınız.

Ve belki de en tehlikelisi…

Etiketler, ön yargı oluşturur. Ve atılan her etiket zihninizde belirsizliği kaldırırken, bir nevi kendinizi de o sınırlara mahkum etmektir.

Onu tanıma fırsatını kendi kendinize, kendi ellerinizle alarak, kendinizi de etiketli bir dünyaya hapsedersiniz.

Böylece kendinizi de, kendinizi bulmaktan uzaklaştırırsınız. Kendi koyduğunuz etiketler arasında kaybolup gidersiniz.

Ve anlamaya çalışmakla başlayan yolculuğunuz, kısa sürede etiketlerle, yargılamarla son bulur.

Hiçbir etiket bir insanın bütününü anlatamaz.

Hiçbir kategori bir kalbin taşıdığı yükü, bir zihniyetin dönüşüm sancısını veya bir hayatın içinde saklı hikayeleri açıklayamaz.

O yüzden anlamak gerekir.. Tanımak gerekir.

-Çünkü bazen bir insanı yanlış tanımanın bedeli, onu tanımamış olmaktan çok daha ağır olabilir..