Davranışın Ardındaki İhtiyacı Görebilmek
Ebeveynlerle yaptığım görüşmelerde sıkça benzer cümlelerle karşılaşıyorum:
“Kardeşi çok sosyal ama o daha içine kapanık.”
“Her şeyi mükemmel yapmak istiyor, en ufak hatasında morali bozuluyor.”
“Çok cesur ama hiç düşünmeden hareket ediyor.”
“En küçük eleştiride hemen vazgeçiyor.”
Aslında bu cümlelerin ortak bir noktası var. Çoğu zaman çocuklarımızın davranışlarını görüyoruz; ancak o davranışların altında yatan motivasyonu ve ihtiyacı fark etmekte zorlanabiliyoruz.
Oysa aynı evde büyüyen, benzer kurallarla yetişen iki kardeş bile aynı olaya bambaşka tepkiler verebiliyor. Çünkü her çocuğun mizacı, dünyayı algılama biçimi ve kendini güvende hissettiği alan farklı.
İşte tam da bu noktada Enneagram, çocukları ve aslında insanı anlamak için güçlü bir bakış açısı sunuyor.
Belki de Enneagram’ı tek bir cümleyle anlatmak gerekirse; insanların neden aynı olay karşısında birbirinden farklı düşündüğünü, hissettiğini ve davrandığını anlamaya yardımcı olan bir kişilik modelidir.
Çünkü her birey dünyaya aynı pencereden bakmaz. Aynı sözü duyan iki çocuk farklı duygular hissedebilir, aynı olay karşısında bambaşka tepkiler verebilir. Birini motive eden bir yaklaşım, başka bir çocuk üzerinde baskı oluşturabilir. Enneagram da tam olarak bu farklılıkları anlamaya yardımcı olur.
Amacı insanları belirli kalıplara yerleştirmek ya da etiketlemek değil; her bireyin kendine özgü motivasyonlarını, güçlü yönlerini, gelişime açık alanlarını ve duygusal ihtiyaçlarını daha yakından tanıyabilmektir.
Bu nedenle Enneagram yalnızca çocuklarla ilgili çalışmalarda değil; kendini daha yakından tanımak isteyen yetişkinlerin, ebeveynlerin ve kişisel gelişim yolculuğunda olan birçok kişinin de yararlandığı bir yaklaşımdır. Çünkü çoğu zaman yaşadığımız iletişim sorunlarının ya da içsel çatışmaların temelinde farklı olmak değil, birbirimizi yeterince anlayamamak yatar.
Öğrenci ve ebeveyn koçluğu çalışmalarımda Enneagram, kullandığım temel değerlendirme yaklaşımlarından biridir. Öğrencinin öğrenme biçimini, motivasyon kaynaklarını, güçlü yönlerini ve zorlandığı alanları daha bütüncül değerlendirmeme yardımcı olurken; ebeveynlerin de çocuklarının mizacını daha yakından tanımalarına, kendi iletişim biçimlerini fark etmelerine ve aile içindeki etkileşimi güçlendirmelerine katkı sağlar.
Çünkü inanıyorum ki doğru rehberlik, herkese aynı yöntemi uygulamakla değil; karşımızdaki kişiyi gerçekten tanımakla başlar.
Peki Bu Bakış Açısı Ebeveynlere Nasıl Katkı Sağlar?
Çocuğumuzu daha yakından tanımaya başladığımızda, aslında birçok konuya bakış açımız da değişmeye başlar. Ders çalışma alışkanlıklarından sorumluluk alma biçimine, arkadaşlık ilişkilerinden iletişim kurma şekline, oyun tercihlerinden stresle baş etme yöntemlerine kadar pek çok davranışı yalnızca sonuçlarıyla değil, altında yatan ihtiyaçlarla birlikte değerlendirebiliriz.
Bu farkındalık; evde kurulan düzeni, sınır koyma biçimini, çocuğu motive etme yöntemlerini ve ebeveyn-çocuk iletişimini daha sağlıklı bir zemine taşımaya katkı sağlayabilir. Aynı zamanda çocuğun ilgi alanlarını keşfetme, kendisine uygun hobileri belirleme, güçlü yönlerini fark etme ve ilerleyen yıllarda eğitim ya da kariyer seçimlerini değerlendirirken daha bilinçli bir bakış açısı kazandırabilir.
Örneğin bazı çocuklar planlı bir rutinin içinde kendilerini daha güvende hissederken, bazıları esneklik olduğunda potansiyellerini daha rahat ortaya koyabilir. Bazıları takdir edilmekten motive olurken, bazıları kendilerine duyulan güveni hissettiklerinde daha güçlü adımlar atabilir. Aynı şekilde bir çocuk için sessiz bir çalışma ortamı verimliliği artırırken, bir başka çocuk kısa molalarla çalıştığında daha iyi odaklanabilir.
Enneagram bize hazır reçeteler sunmaz. Ancak doğru soruları sormamıza yardımcı olur.
“Çocuğum neden böyle davranıyor?” sorusunun yerini, “Çocuğumun şu an neye ihtiyacı var?” sorusu almaya başladığında ebeveynlik yaklaşımı da doğal olarak değişmeye başlar.
Bu Bakış Açısı Günlük Hayatta Nasıl Karşılık Buluyor?
Örneğin bazı çocuklar hata yapmaktan kaçınır. Ödevini defalarca silip yeniden yazabilir ya da yaptığı resimde en küçük ayrıntıya takılabilir. İlk bakışta bu durum mükemmeliyetçilik gibi görünebilir. Oysa derinlerde doğru yapma isteği, hata yapmaktan çekinme ya da kendini yeterli hissetme ihtiyacı olabilir.
Bazı çocuklar ilişkileri ön planda tutar. Arkadaşının söylediği küçük bir söz bile uzun süre aklından çıkmayabilir. Onlar için anlaşılmak, ait hissetmek ve sevildiğini bilmek büyük önem taşır.
Bazıları sürekli hareket hâlindedir. Yeni deneyimler yaşamayı, keşfetmeyi ve farklı şeyler öğrenmeyi sever. Uzun süre aynı rutinde kalmak onlar için zorlayıcı olabilir.
Bazıları ise kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyar. Yeni bir ortama girmeden önce daha fazla soru sorabilir, belirsizlik karşısında temkinli davranabilir.
Dikkat edilirse bu özelliklerin hiçbiri doğru ya da yanlış değildir. Bunlar yalnızca çocukların farklı mizaç özelliklerinin yansımalarıdır.
Ebeveynlikte bazen en büyük değişim, davranışı değiştirmeye çalışmaktan önce onu anlamaya çalışmakla başlar.
“Bu davranışı nasıl değiştirebilirim?” sorusunun yerini, “Çocuğum bana aslında ne anlatmaya çalışıyor?” sorusu aldığında iletişim de farklılaşmaya başlar.
Çünkü her çocuk aynı şekilde motive olmaz.
Bir çocuk sorumluluk verildiğinde gelişirken, başka bir çocuk önce kendini güvende hissetmeye ihtiyaç duyabilir.
Bir çocuk için takdir edilmek güçlü bir motivasyon kaynağıyken, bir diğeri için kendi hızında ilerleyebilmek çok daha değerlidir.
Bu nedenle çocukları birbirleriyle kıyaslamak yerine, kendi gelişim yolculukları içinde değerlendirmek çok daha sağlıklı bir yaklaşım sunar.
Belki de ebeveyn olarak kendimize zaman zaman şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Çocuğumun davranışına mı odaklanıyorum, yoksa o davranışın bana anlatmak istediği ihtiyacı anlamaya mı çalışıyorum?”
Bazen bu sorunun cevabı, yalnızca çocuğumuzla kurduğumuz iletişimi değil, ebeveynlik yolculuğumuzu da değiştirebilir.
Çocuklar en çok anlaşıldıklarını hissettiklerinde gelişirler. Onlara tek tip bir başarı yolu çizmek yerine; mizaçlarını, güçlü yönlerini ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak hem ebeveynlik sürecini hem de çocukların kendilerini keşfetme yolculuğunu güçlendirir. Enneagram ile Çocuğunuzu Daha Yakından Tanıyın-2.pdf


