Sosyal Medya artık yalnızca bir iletişim alanı değil; algı operasyonlarının, sahte popülerliğin ve görünmez oyunların sahnesi. İhbar Aydın, bu sahnenin arka planında dönen karanlık düzeni deşifre ediyor başlığıyla İhbar Aydın Sosyal Medya Manifestosu’nun birinci kısmı olan FENOMEN TUZAĞI haberimizi yayınlıyoruz.
Erişim ve etkileşim adı altında kullanılan hileler, bot hesaplarla şişirilen rakamlar, satın alınmış takipçilerle “fenomen” ilan edilen isimler… Gerçek ile dijital illüzyon arasındaki fark her geçen gün daha da birbirine girmiş durumda. Bu süreçte yalnızca fenomenler değil; perde arkasında çalışan sosyal medya ajansları da belirleyici rol oynuyor. Algoritma manipülasyonları, organize beğeni–yorum zincirleri, sahte gündem çalışmaları ve yönlendirilmiş linç ya da parlatma kampanyaları artık sıradan hale gelmiş durumda. Bugün size serimizin birinci haberi olan Fenomen Tuzağı’nı aktarıyoruz.
FENOMEN TUZAĞI HABERİ YAYINDA!
Yaşadığımız çağda pek çok yeni meslek dalı ortaya çıkıyor. Yaklaşık 10-15 yıldır da gündemimize Fenomen kavramı girmiş durumda. Yapılan işin adı ise; Sosyal Medya Fenomenliği.
Her meslekte olduğu gibi bu işin hakkını veren, uzmanlıkları olan, insanları değer katan, doğru şekilde yönlendiren insanları ayrı tuttuğumuzun altını çiziyoruz.
FENOMEN VE INFLUENCER KAVRAMI NEDİR?
Normal kişilerden oldukça fazla sayıda takipçisi bulunan hesaplara sahip bu kişilere Sosyal Medya Fenomeni denilmektedir. Sosyal medya üzerinden pazarlama yapan fenomenler ise Influencer olarak adlandırılmaktadır.
Influencer Ajansı olan Creatorden’in 2023 yılı raporuna göre Türkiye’de yaklaşık 170 bin Fenomen/Influancer bulunmakta. Şehrimizde de 100’e yakın kendini sosyal medya fenomeni ve influencer olarak tanımlayan kişi bulunmakta.
Peki kimdir bunlar? Ne yaparlar, Nasıl fenomen oldular? Nasıl Influencer olurlar?
Bir zamanlar bir işi iyi yapan konuşurdu. Şimdi iyi konuşan, işi yapmış sayılıyor. Fenomen denilen şeyin son zamanlarda tam olarak bu olduğu konuşuluyor: Basit içerikler, düşük emekler, uzmanlık gerektiren işlerde bile uzmanmış gibi davranılmalar, her işletmede aynı cümlelerin tekrarıyla yapılan reklamlar..
Bugün sokakta mikrofon tutan, kamerayı açan, iki lafı art arda dizen herkes kendisine “fenomen” yakıştırması yapabiliyor. Bu bile aslında Fenomenliği meslek haline getiren kişilere bir hakaret olabilir.
Fakat işin en önemli boyutu ise, kendini fenomen sanan kişilerin ne uzmanlığı var, ne de bir sorumluluğu.. Ama videoları izlediğimizde her konuda fikirleri var. En iyi yemeği onlar bilirler, en güzel kahve tadımını onlar yapabilirler, oyun salonlarını onlar keşfedebilirler.. Tarih, kültür, sanat, kozmetik, gastronomi ve en önemlisi de sağlık hakkında herşeyde bir fikir sahibiler.
Bir bakıyorsunuz, on binler, yüz binlerce takipçi… Soruyoruz: “Bu içerikleri toplumun öncüsü olmak için mi üretiyorsunuz, yoksa sadece ticari bir çıkar için mi? Işıltılı ekranlarda sosyal sorumluluk projeleriyle ilgileniyormuş gibi davranmak sadece bir vicdan rahatlatma işi mi? İnsanların, toplumun, ailenin, kadınların veya çocukları toplum yararına bugüne kadar ne sunulabildi?
Cevap aslında çok net: Büyük bir kısmı bu konuda hiçbir şey üretmiyor ve topluma hiçbir katkıda bulunmuyorlar.
Takipçi denilen şey kalite göstergesi olduğu algısı yerleştiriliyor. Organik şekilde içerikleriyle büyüyenleri tabi ki ayrı tutuyoruz, fakat parayla satın alınmış, botla şişirilmiş, çekilişle toplanmış bir yığın kalabalıklarla oluşmuş hesaplar artık vatandaşların ilgisini çekmiyor.
REKLAM UĞRUNA HERŞEY MÜBAH MI?
Bu sorun Aydın’da çok gündem olmasa da diğer Büyükşehirde daha çok konuşulan bir konu. Herkes olmasa da bazı fenomenlerin bir kısmı için ahlak, reklam bütçesi kadar. Para varsa övgü var, para yoksa linç politikası uygulanıyor. Dün yerden yere vurduğu markayı bugün “canım cicim” diye övübiliyor. Neden? Çünkü IBAN’a bildirim düştüğü an sulh sağlanıyor. IBAN’a para düştüğü an berbat ve kalitesiz olan bir yer video çekim teknikleriyle ve edebi süslemeyle güzelleştirilebiliyor.
SAYILAR DA YALAN SÖYLER! TAKİPÇİ SAYILARI GERÇEK Mİ?
Fenomenler ürettiği içerik kalitesinin geri dönüşü olarak takipçi sayıları artması gerekirken, sektörün büyük bir cüzi bedeller ödeyerek bot hesaplarla takipçi sayısını arttırmakta..
“Falan kişinin şu kadar takipçisi var, bu kişiyle anlaşırsam işletmem çok güzel tanıtılır” diye düşünen esnaflar ise, Fenomen anlaşmaları sonucu yaptıkları yatırımın karşılığını çoğu zaman alamamaktalar. Bunun sebebi kaliteli içerik üretenler yerine, her işletmede aynı sözcükleri tekrarlayan kişilere karşı güvenin çok azalmış olması.
Ekonomik sebeplerle sıkıntı yaşayan ya da yeni yaptığı yatırım nedeniyle işletmesini duyurmak isteyen esnaflar, bazı Fenomenlerin takipçisinin yüzde 50, 60 veya 80’inin bot hesaplardan oluştuğunu bilmeden bu anlaşmalara imzalar atıyorlar.
Sosyal Medya tuzaklarını bilmeyen bu gibi işletme sahipleri hep aynı şeyden dert yakınıyor. “Şu kadar para verdik, şu reklam filmlerini çektik ancak hiçbir şekilde dönüşünü alamadık.”
NE YASAL DÜZENLEME GEREKİYOR: FENOMEN CAMİASI BİR AYIKLAMA YAPAMIYOR!
Bir çok fenomen kendi camialarınaki bot hesaplı kişileri bilmelerine rağmen, bu kişilere karşı bir ayıklama yapamıyorlar. Çünkü binlerce işletme bulunan kentte, bu sahte hesaplı kişiler, gerçekten bu işi hakkıyla yapan kişilere işletme paslayabiliyorlar. Bu düzende de gelir geldiği için çoğu kişi sessizliğini koruyor.
Yasal zeminde de bunun karşılığı olmadığı için hem işletmeci hem de tüketici yanıltılıyor. Ve sonuca baktığımızda suçlu kimse ortada olmuyor. Çünkü bunun çok karizmatik bir adı konulmuş durumda: “Fenomenler Arası İş Birliği”.
Bir de, fenomenlere özenen bazı işletme sahiplerinin de bu işlere başlaması karşısında bu ilişkiler ağı daha grift bir hal almış durumda. Hem bu işe girerek ücretsiz PR’larını yapmış oluyorlar, hem de kendileri için bir eğlenceye dönüşüyor bu ışıltılı dünya. Reklam Kurulu’nun ‘Örtülü Reklam’ olarak özellikle altını çizdiği ve günden güne denetimleri arttırdığı bu alanda, yakın zamanda daha büyük gelişmelerde olacağı çıkan yeni mevzuatlardan anlaşılıyor.
BİR FENOMEN 10 ALANDA BİLGİ SAHİBİ OLABİLİR Mİ? KORKUSUZCA HAREKET EDENLER TEHLİKE SAÇIYOR!
Bu ışıltılı dünya öyle büyük göz boyarken, bir de yanında büyük tehlikeleri de yanında getiriyor. Hatta hiçbir alınmış eğitim ve yetki yokken, konuya hakim olunmadığı halde, Tıp ilmi ve sağlık alanına giren içerikleri bile korkusuzca paylaşabiliyorlar. Üstelik bilmeden anlatıyorlar, anlamadan yönlendiriyorlar. Mesela bir güzellik salonu işletmecisi 20-30 bine varan takipçi sayısından güç alarak tıp içtihatları oluşturabiliyor, ya da bir içerik üreticisi hukuk alanına giren bir konuyu maç anlatır gibi anlatabiliyor.
Hayatında Aydın’dan dışarıya adımını atmamış, Türk Gastronomisinin yüzde 1’ini bilmeyen bir influencer “Dünyanın en güzel pidesi, yemeği, kahvesi, ürünü vb.” ibarelerini korkusuzca kullanabiliyor.
Gerçek fenomenlik, toplumları bilgisiyle, tecrübesiyle sürükleyen kişidir. Gerekirse karşılaştırma yapabilmeli ve asla “en” kelimesiyle başlayan kelimeleri ise asla kullanmamalıdır.
Ülkemizde en tehlikeli olan şey ise; cahil cesaretiyle fikir satmaktır!
Gençler rol model olarak ne yazık ki bu bazı fenomenleri izliyorlar. Emeğin değil şöhretin, bilginin değil görüntünün, çalışmanın değil kısa yoldan tanınmanın, ahlakın, edebin ve değerlerin değil etkileşimin peşine düşülüyor.
TAKİPÇİLER SORGULUYOR!
Fenomenlik belkide bir meslek olarak yapılması gereken çok özel bir iş olabilirdi. En azından herkes kendi alanında, kendi yaşantısında, kendi bakış açısıyla yaşadıklarını topluma aktarabilirdi. “Türkiye’nin veya Aydın’ın en güzel pastası yedim, kahvesini içtim” dedikten sonra ertesi gün yine aynı kelimelerin kullanılması artık takipçileri de yoran ve sorgulatan bir durum.
Instagram, YouTube gibi platformlarda bazı fenomenler “en iyi ürün burada”, “bunu mutlaka denemelisiniz”, “satın aldıktan sonra hayatım değişti” gibi içerikler paylaşıyorlar. Kıyaslama yapılmadan, başka tecrübeler aktarılmadan oluşturulan içerikler, sadece aldatmacaya neden olmakta.
İŞLETME SAHİPLERİ İÇİN YAKINDA PAYLAŞACAĞIZ!
Birde bu ışıltılı dünyadaki manipülasyon oyunlarını bilmeyen işletmelerin bu durumu kabullenmesi gerçeği var. İşletma sahipleri kendilerini sosyal medya platformlarında gördüğü an beğeniyle karşılayıp, işin önünü ve arkasını araştırmıyorlar. Mesela birçok hesabın etkileşim sayısı takipçi sayısına kıyasla inanılmaz düşük şekilde kalıyor. Tabiki bu video izlenme sayılarının arttırılmasına ilişkin de pek çok usülsüz yöntem de kullanılıyor. Bunları ise sonraki haberlerimizde ayrıntılı şekilde paylaşacağız.
İHBAR AYDIN OLARAK İŞLETME SAHİPLERİNİ VE VATANDAŞLARI UYARIYORUZ!
Fenomen kavramı hergün duyduğumuz olağan bir gerçek. Bu gerçekliğin yanında toplumda örnek alınacak insan sayısı ise günden güne azalıyor. Bir kişinin takipçi sayısı o kişinin yetkinliği, karakteri veya başarısı için bir kriter olamaz. Mavi tık almak, “başarılı ve toplumu yönlendiren kişi” sıfatını o fenomene yüklemez, kamera ise hiçbir vicdanı aklamaz. Gerçekler muhakkak anlaşılır.
30 bin, 50 bin, 100 bin gibi bot takipçi eklenerek oluşturulan hesaplarda çekilen videoyu 10 bin kişinin bile izlemediği, paylaşılan gönderilere çok az yorum ve emojilerin geldiğini artık vatandaşlar da çözmeye başladılar.
İnsanlar artık sahte bir gösteriyi veya para karşılığı menfaat elde etmek için gösterilmek istenen ışıltılı dünyayı değil, gerçeği izlemek istiyor. Bilgisizce bağıranları değil, bilgi sahibi olanı, kendi uzmanlaştığı alanda paylaşım yapabilenleri arıyor.
Bugün İhbar Aydın olarak bu işi hakkıyla yapanları bir kenarda tutarak bazı fenomenlerin “doğal etkileşim, iş birliği” adıyla pazarlanan bu düzenlerine ilişkin bir giriş haberi hazırladık. Rakamların arkasındaki gerçekler, sanal şöhretlerin inşa süreçleri ve sosyal medyanın görünmeyen pazarı ve Sosyal Medya Ajanslarının oyunlarına ilişkin diğer konular ise seri haberimizin devamında okurlarımıza sunacağız.

