Tarih, her zaman mağdurların gözyaşlarıyla yazılmaz. Bazen tarih; hırsın, ihtirasın ve kişisel ikbal uğruna gözden çıkarılanların kaydını tutar. Cem Sultan’ın hikâyesi de tam olarak budur. Bir Tarihçi olarak tarihsel isimleri hain ve kahraman olarak lanse edilmemesi kanaatindeyim, ancak bugün tarihsel gerçeklik temasını, günümüzde yaşayan kendini Cem Sultan sananlar için hikayeleştirmek istedim.
Evet, o bir şehzadeydi.
Evet, Fatih Sultan Mehmet’in oğluydu.
Ama bu gerçekler, taht uğruna, beğenilmek uğruna, servet ve mülk uğruna devletini Avrupa saraylarının elinde bir koz hâline getirmesini mazur göstermez.
Babası ölür ölmez, devletin bekası yerine kendi taht hayalini önceledi. Osmanlı gibi bir cihan devletinde “ben” demenin bedelinin ne olduğunu bilmesi gereken bir şehzadeydi Cem Sultan. Buna rağmen, kaybettiği mücadeleyi kabullenmek yerine kendisini kullanmak isteyen her kapıyı çalmaktan çekinmedi.
Yenildiği anda durabilirdi.
Geri çekilebilirdi.
Kaderine razı olup boyun eğebilirdi.
Ama o ne yaptı?
Haçlı zihniyetinin kalbine yürüdü. Çok uzak bir yer değil aslında, Kuşadası’ndaki Ege Denizi kıyısından kuşuçuşu 2 saatlik bir mesafeye kendini teslim etti. Sahibi olamayacağı tahtta başkası oturduğu için, yaptığı ihanetler bilindiği için bir de böyle deneyelim diyerek haçlı zihniyetinin piyonu olmak sevdasıyla Rodos Şövalyeleri’ne sığındı. Tarih bu ya, günümüzde de bazılarının sığındığı gibi..
Papa’nın, kralların, düşmanların masasında kendi devletine karşı bir tehdit kartı olmayı seçti.
Bu sadece bir sürgün ve ihanet hikâyesi değildir.
Bu, bilinçli tercihler zinciridir. Bu seni var eden, seni bugünlere getirenlere sırtını dönmektir. Bu zamanında Sultan değerindeyken, her gün kaybederken daha fazlasını kazanmak için ‘sahte bir Padişahlık sevdası’ içindir.
Avrupa saraylarında ağırlanırken, Osmanlı Devletinin doğuda ve batıda verdiği mücadeleleri en çok o biliyordu. Buna rağmen adının, Osmanlı’ya karşı planların içinde anılmasına ses çıkarmadı. Sessiz kaldı. Çünkü bu sessizlik, ona konfor sağlıyordu. Çünkü bu sessizlik onu ve SEVDİKLERİNİN KONUMUNU koruyordu.
İhanet her zaman kılıçla yapılmaz.
Bazen bir kalemle,
Bazen geçmişini unutarak,
Bazen yeni efendilerin için kendini satarak,
Bazen yanlış kapıları çalıp, sataşarak,
Bazen de susmasını bilmeyerek yapılır.
Oysa Cem Sultan bir şehzade olarak devlete sadakat yemini etmişti. Ama o sadakati, taht ihtimali bitince rafa kaldırdı. Kendi ülkesine dönememesi bir trajedi değil; kabullenmese de yanlış tercihlerinin doğal sonucuydu.
Bugün bazıları onu romantize edebilirler, O’nu ‘mağdur’ görüp sarıp sarmalayabilir, en güzel kıyafetleri, en güzel evleri ve imkanları sunabilirler. Hatta yakınlarını en güzel yerlere yerleştirebilirler.
Ancak, düne kadar bir şehzade iken, hep karşı olduklarıyla masaya oturmak onu mağdur ve masum yapabilir mi?
Cevabı çok basittir: O masaya oturan, o kayığa binen, Cem Sultan gibi haccada gitse artık masum değildir.
Cem Sultan’dan dinleseniz her şeyin en iyisini o bilirdi, her konuda o haklıdır, en büyük acıları da o çekmiştir. Hatta çok yalnız da kalmıştır. Ama tarih, yalnız kalanları değil; yalnız bırakanları, arkasına bakmadan Rodos’a koşanları ve ihanet edenleri yargılar.
Ve işte bu yüzden Cem Sultan, tarihinin en tartışmalı figürlerinden biri olarak anılmaya devam edecektir.
Bir de tarihsel olarak Cem Sultan’ın hakkını verelim. Ülkesi için Mısır(Memlükler), Macaristan, Fransa krallarıyla pazarlık yapıp oradan oraya gezerken Papa’nın “Hristiyan ol seni Avrupa’da kral yapayım, tüm orduların başına geçireyim” teklifine “İslâma ihanet edemeyeceği ve dinini cihan saltanatına değişmeyeceği” söylemiştir. Dininden vazgeçmese de yine bir plan peşindeyken Papalık’tan Fransa Kralının yanına giderken zehirlenerek vefat etmiştir.
500 sene önce kendi dahil herşeyi efendilerine bırakıp ihanet etse bile en azından kendisinde kalan son şey olan inancını Papa’ya teslim etmeyen bir şehzade vardı.
Günümüzün Cem Sultan’larının ise Rodos Şovalyelerine, Ege’nin ‘ADA Şovalyelerine’ ruhlarını bile sattıklarını görünce, “Demek ki bazen tarih tekerrür etmiyor” diyesi geliyor insanın..


