Aylar süren hazırlık, sınav ve tercih sürecinin ardından YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. Kimi öğrenciler istediği bölüme yerleşmenin mutluluğunu yaşarken kimi öğrenciler beklemediği bir sonuçla karşılaştı. Bazıları içinse yeni bir soru var: “Şimdi ne olacak?”
Sonuç ekranını gördüğümüzde ilk refleksimiz “Nereye yerleştin?” oluyor. Oysa bundan sonraki sürecin ilk adımı, sonucu hemen yorumlamak değil, doğru değerlendirmek olmalı. Çünkü bir sınav sonucu bir öğrencinin bütün potansiyelini belirlemez; yalnızca bundan sonraki seçeneklerini şekillendiren bir veridir.
Yerleşen öğrenciler için ilk yapılması gereken, yerleşilen bölümü değerlendirmek. Öğrencinin tercih listesindeki sırası, bölümün içeriği, üniversitenin ve şehrin koşulları, öğrencinin ilgi ve hedefleri birlikte düşünülmeli. Özellikle listenin daha alt sıralarındaki bir bölüme yerleşildiyse, “Bir yere yerleştim, artık tamam.” demek yerine “Bu bölüm benim için gerçekten uygun mu?” sorusu sorulmalı.
İstediği yere yerleşemeyen veya hiç yerleşemeyen öğrenciler için ise önlerinde farklı seçenekler bulunuyor. Mevcut yerleşmeyi değerlendirmek, ek yerleştirme dönemindeki seçenekleri incelemek ya da yeniden hazırlanmak… Burada tek bir doğru yok. Karar verilirken öğrencinin hedefi, başarı sırası, akademik durumu, bölüm ve üniversite seçenekleri birlikte ele alınmalı.
Özellikle ek tercih döneminde “Yeter ki bir yere yerleşsin.” düşüncesiyle hareket etmemek önemli. Boş kontenjan bulunan her bölüm, her öğrenci için doğru bölüm anlamına gelmiyor. Bölümün içeriği, özel koşulları, üniversite ve şehir, öğrencinin ilgi alanları ve gelecekteki hedefleri birlikte değerlendirilmeden yalnızca boş kontenjan üzerinden tercih yapılması doğru olmayabilir.
Yeniden hazırlanmayı düşünen öğrenciler için de karar yalnızca “Bir yıl kaybeder miyim?” sorusuyla verilmemeli. Öğrencinin gerçekten ne istediği, mevcut akademik seviyesi, eksikleri ve bir yıl daha hazırlanma sürecine hazır olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi daha sağlıklı olacaktır.
Peki bu süreçte ebeveynler ne yapabilir?
Belki de en önemli nokta burada başlıyor. Sonuç açıklandığında çocuğun yerine karar vermek ya da kendi beklentimizi onun kararının önüne koymak yerine, seçenekleri birlikte değerlendirmek önemli. “Sen ne istiyorsun?”, “Bu seçenek sana uygun geliyor mu?”, “İstersen birlikte bakalım.” gibi sorular öğrencinin kendi kararını oluşturmasına alan açabilir.
Bir de bu dönemin en büyük tuzaklarından biri kıyaslama. Arkadaşının kazandığı bölüm, kuzeninin sıralaması ya da sosyal medyada gördüğü bir üniversite, öğrencinin kendi yolu için ölçüt olmak zorunda değil. Aynı sıralamaya sahip iki öğrencinin bile doğru tercihi farklı olabilir. Çünkü üniversite seçmek yalnızca bir bölüm seçmek değil; kişinin ilgi alanlarına, yaşam beklentilerine ve gelecekte kurmak istediği hayata uygun bir yol seçmek.
Bu nedenle bugün yapılması gereken şey, sonucu iyi ya da kötü olarak etiketlemekten çok önümüzdeki seçenekleri doğru değerlendirmek. Yerleşen öğrenci için kayıt kararını, yerleşemeyen öğrenci için ek tercih ve yeniden hazırlanma ihtimalini, her iki durumda da öğrencinin kendi hedeflerini merkeze alarak düşünmek gerekiyor.
YKS sonucu bir dönemin sonu olabilir; ancak bir gencin geleceği için son karar değildir. Bazen beklediğimiz sonuç bizi doğrudan hedefimize götürür, bazen de önümüze yeni bir yol çıkarır. Önemli olan, o yolu başkalarının beklentileriyle değil, öğrencinin kendi potansiyeli ve hedefleri doğrultusunda şekillendirebilmek.
Şimdi sonuçtan çok, sıradaki doğru adımı konuşma zamanı.


