İhbar Aydın Gazetesi olarak 2025 yılında Aydın Siyaseti’nde etkin olan isimleri ve yaşanan gelişmelerin perde arkasını masaya yatırıyoruz. 2025 yılında yaşananları özet halinde değerlendirip, 2026 dönemindeki siyasi gelişmelere ışık tutacak bu analiz haberlerimizin ilkini Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkında hazırladık.
Aydın’ı 16 yıldır yöneten Çerçioğlu’nun siyasi kariyerinde 2025 yılı büyük bir dönüm noktası. Bu kırılma anında yaşananları daha net anlayabilmek için geçmiş dönemlerini kısa bir özetle aktarıp, bugüne ve yarına yansımalarına bakacağız.
Aydın ili, Türk Seçim Tarihi boyuncu sağ eksenli partilerin kalesi olarak görülen bir konumdayken, 2009 yılında yüzde 26 oy oranı ve 600 oy farkla Aydın Belediye Başkanı olan Özlem Çerçioğlu’nun yönetim anlayışı, klasik yerel yönetim kalıplarının ötesine geçen güçlü liderlik ve pragmatik(toplumsal yararı önceleyen) hizmet anlayışı üzerine kurulu bir model olarak öne çıkmakta. Uzun yıllar boyunca siyasetin en zor alanı olarak görülen yerel siyasette konumunu koruyan nadir yerel yöneticilerden biri olan Çerçioğlu’nun yönetim tarzını iyi analiz etmemiz gerekiyor. Klasik yöntem olan sokak sokak gezmek, her alınan iş aracıyla fotoğraf vermek gibi yöntemler yerine Büyükşehir markasını ön plana alarak en ücradaki vatandaşa dokunma temalı faaliyetler Aydın Siyaseti içinde bir yenilikti. Genellikle hep bilboard tartışmalarına konu olan Çerçioğlu, aslından bilboardan fazlasını kurduğu hizmet ağının dokunuşlarıyla sağlamakta. Siyaset ön planda hep bilboardı tartışırken, kendisi bilboard olmayan yerlerde vatandaşa ulaşacak sessiz ama etkili bir yöntemi hep işletmişti. Üst üste kazandığı tüm seçimlerde gösteriyor ki, bu yönetim tarzı siyaseten tartışılsa da toplumsal olarak karşılık bulmuş bir durum olarak öne çıkıyor.
Çok partili seçimlerden başlayarak uzun yıllardır Aydın’da yüzde 25-30’luk kemik bir tabanı bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin sıçraması Çerçioğlu’nun getirdiği belediyecilik modelinin ve kendi tarzının sahaya yansımasıdır. Yıllardır hükümette bulunan ve aday hataları nedeniyle yerel seçimlerde hüsrana uğrayan AK Parti’nin de yıllarca bu gerçekliği kabullenememesi, son 3 yerel seçimdeki mağlubiyetlerinde en önemli faktör olmuştu.
2019 yılında yüzde 53,4, 2024 yılında ise yüzde 50,5’lik oy oranıyla neticelenen seçimler çok değil daha düne kadar Aydın’da ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ değil ‘Özlem Çerçioğlu Partisi var’ söyleminin gerçekliğini gözler önüne sermişti. Türk Siyasi hayatına nasıl ki tek kişilik lider yönetimi partilerin önüne geçip kitleleri sürüklüyorsa, Aydın’da da Çerçioğlu ismi CHP’yi yüzde 50’lere taşıyan bir gerçeklik sağlamıştır.
ÇERÇİOĞLU BELEDİYECİLİĞİ NASIL BAŞARDI? ŞEHRİN GÜNDEMİNİ NASIL BELİRLEYEBİLİYOR?
Özlem Çerçioğlu’nun en önemli özelliği hızlı karar alma iradesi ve uygulama sürecindeki netlik olmuştur. Aldığı kararlardan geri adım atmaması, karşısına çıkartılmaya çalışılan bürokratik engellere karşı tutumunu değiştirmemesi hatta bazen günlük siyaseti görmezden gelip anında müdahale dirayeti bu modeli geçerli kılmış, bu da yıllar içinde Belediye içindeki bürokratik disiplinin de daha da yerleşmesini sağlamıştır. Dolayısıyla bu irade hem hızlı çözüm mekanizmasına işlerlik kazandırmış, hem de her alanda görünürlüğünü ve etkinliği sahada hissettirmiştir. Aydın gibi Demokrat, Milliyetçi ve Sağ kökenli seçmenlerin yer aldığı bir şehirde, AK Parti’nin 4 vekil çıkardığı zirve zamanlarda bile Çerçioğlu yüzde 50 barajı üstündeki konumunu rahatlıkla korumuştur.
Bir ağacın devrilmesi, bir tabelanın düşmesi, bir hastanın ulaşım sorunu, bir vatandaşın sobasının yanmaması vb. gün içinde yaşanabilen onlarca sorun ve ihtiyaçlar bile büyük küçük önemli önemsiz denmeden anında Başkanlık Makamına iletilen bir ağ ile aktarılması ve anında çözümün bizzat Başkan’ın eliyle sağlanması, Çerçioğlu’nu Türkiye’deki pek çok Belediye Başkanından ayıran özellik olarak öne çıkmıştır.
AK Parti İl Başkanı Mehmet Erdem’in “CHP’nin Türkiye’deki marka ismi AK Parti’yi seçti” derken yaptığı vurgunun da AK Parti tarafından da bu durumun uzun yıllar sonra gelen bir kabulü olduğunu göstermektedir. “Bize katıldı, bizim partimize geçti” yerine, “bizi seçti” ibaresini özellikle vurgulamak gerekiyor.
2009-2014 yılları arasındaki Aydın Belediye Başkanlığı zamanındaki bürokratların Çerçioğlu’nun kurmak istediği sistemini anlamaması ve eski mantıkla hareket etmesi sonucu bu işlerlik sahaya az yansısa da, AK Parti Hükümetlerinin en kudretli olduğu zamanlarda gerek yerel siyasetten yapılan alan daraltmalar, gerekse atanan Valilerin bile yaptığı engellemelere karşı keskin bir irade ortaya koyması, toplumda her zaman karşılık bulmasını sağlamıştır.
2014 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığı kapılarını açan süreç ve “Topuklu Efe” lakabını alma sebebi de, makamdan aldığı gücü kullanmaktan çok geldiği makama kattığı güçten meydana gelmiştir. AK Parti’ye defaale seçim kaybettiren şeyi bir cümle ile özetlemek gerekirse; Çerçioğlu’nun yönetim tarzını anlamama, önemsememe, etkinliğini zayıf görme yaklaşımından ileri gelmiştir.
Bugüne geldiğimiz de ise; yıllarca Çerçioğlu’yla birlikte yol arkadaşlığı yapan kişiler ile CHP’nin yereldeki temsilcileri de AK Parti’nin düştüğü bu paradoksu yaşamakta ve gerçekliği anlamak yerine gözlerini kapatarak eski hataları tekrarlamaktadırlar.
ÇERÇİOĞLU MODELİ, TÜRKİYE’YE YANSIDI MI?
Oysa ki, Çerçioğlu’lu yılların Türkiye Siyasetine etkisi detaylı incelendiğinde bu gerçeklik sıklıkla dile getirilmiş ve sahada örnek alınarak uygulanmaya başlanmış bir realitedir.
Türk Siyaseti’nde AK Parti’nin kurmayları bile kadın bir başkan temasıyla Fatma Şahin’i Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanılığına getirmesinin sebebi ve milyar dolarları geçen ödeneklerin aktarmasının en büyük nedenlerinden biri CHP’de ‘marka’ ismi olarak gösterilen Çerçioğlu’nun karşısında “Bizde de Fatma Şahin var” algısının tüm Türkiye’de yerleşmesini sağlamak içindi. AK Parti Gaziantep’i herhangi bir isimle kazanabileceği ortadayken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı görevinden Büyükşehir Belediye Başkanlığa bu ismin sahaya sürüldüğünün de altını çizmek gerekir.
CHP Genel Merkez Yönetimi, Çerçioğlu modelinden övgüyle bahsederek bunu sahaya yaymanın sahada pozitif sonuçlar getirdiğinin farkına vardı. Bilecik’te Melek Mızrak Subaşı’nı aday gösterirken 1945 yılından beri hiç seçim kazanamadığı Afyonkarahisar’a da Burcu Köksal’ı aday göstererek seçimleri büyük bir galibiyetle kazandı. Kısaca, bu model sahada başka illerde de denenmiş ve sonucu da kanıtlanmıştı.
UZUN YILLAR SONRA AYDIN’DAN BİRİNİN ADI BAKANLIKLAR İÇİN GEÇMEYE BAŞLADI!
Yakın zamana yönelik yapılan siyaset okumasında; özellikle 2024 yılından itibaren gerek yerel siyasette gerekse de Ankara’da bulunan Genel Merkezi tarafından bile çoğu zaman yalnız bırakılan bir isim olan Çerçioğlu’nun 2018 ve 2023 Genel Seçimlerinde Millet İttifakı’nın iktidarı gerçekleşmesi halinde adı bakanlıkla anılan bir isme dönüştüğü herkesin kabulüydü. İsminin Ankara’da geçmesi ve Aydın’daki CHP’li partililerin bu beklentisi ise herkesin dillendirdiği bir realiteydi.
Bülent Tezcanı’ın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan uzaklaşarak desteğini sunduğu Özgür Özel’in 2023 yılında Genel Başkan seçilmesiyle birlikte CHP’nin parti içinde kartların yeniden dağıtıldığı bir süreç başladı. 2024 yılı içinde Türkiye’nin en büyük üçüncü şehri olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Çerçioğlu’nun adının geçmesi, CHP içindeki yeni oluşumun bir anda kendisine karşı cephe açmasına neden olmuştur.
Oysa ki, Çerçioğlu siyasete atıldığı günden beri bulunduğu yere en yüksek aidiyeti gösterdiği tüm partililer tarafından bilinmekteydi. Çerçioğlu kadar yereldeki hükümet ve siyaset temsilcileriyle yaşadığı olaylar ulusal basına kadar düşen ikinci bir isim bulmak çok zordur. Bugün bile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Turgay veya Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın hükümet nezdinde eleştirileri çok nadir kamuoyuna yansırken, Çerçioğlu’nun hükümet temsilcileriyle yaşadığı diyalogların pek çoğa ulusal basında da gündem oluşturmuştur. Bu nedenle hükümete yakın televizyon kanallarında Çerçioğlu ismi dosya haberlerine konu olup, pek çok arenada konuşulmuştur.
ÇERÇİOĞLU GEÇTİ Mİ YOKSA SEÇTİ Mİ?
Bugünkü analiz haberimizde; Aydın Belediye Başkanlığının akabinde 5-6 yıl gibi çok kısa bir sürede CHP’nin oyunu iki katına çıkartan, hükümetin en kudretli zamanlarında bile partisini ayakta tutmaya çalışan bir siyasetçinin yaşanılanlar karşısında neden böyle bir tercihte bulunduğunu irdeleyeceğiz.
Gelinen noktada herkes sonuç odaklı yaklaşarak “Çerçioğlu AK Parti’ye geçti” şeklinde değerlendirme yapıp, işin temel nedenlerine inmemektedir. Basında son zamanlarda ortaya çıkan İlçe Beledilerindeki rant haberleri ve CHP’li yerel yöneticilerin 4 ayda 180 derece değişen söylemleri dikkate alındığında, Çerçioğlu’nun geldiği konumun nasıl şekillendiğini de konuşmak gerekiyor.
Siyasetle ilgilenen herkes bilir ki, Başkan Çerçioğlu kendi döneminde diğer CHP’li Belediye Başkanlarından ayrılarak 15 Temmuz sürecinde ve ülkenin dış devletlerce baskılandığı dönemlerde (sadece Hükümet bazlı değil) devletin yanında olan bir duruş sergilemişti. Bu duruş bile yönetim tarzı beğenilmese bile kendisine karşıt olan pek çok kesim tarafından saygı duyulmasının sürdürmesine neden olmuştu.
Hatta AK Partili vekiller ve dönemin İl Başkanlığının haberi bile yokken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la istediği her zaman temas kurabilmesi, genel siyasetle yerel siyaseti ayırarak iletişim kanallarını hep açık tutması, onun öne çıkan özelliklerinden bazıları olarak hafızalarda yer almakta. Çerçioğlu’nun yerel siyasette CHP rozetini takmasının yanında,yerel hizmet kısmında(Seçim dönemleri hariç) rozetsiz her kapıya ulaşma çabası da yıllarca görünmek istemeyen nevişahsına münhasır(kendine özgü) bir özelliğiydi.
Yıl 2025’e geldiğinde; CHP Genel Merkezi’ndeki değişimcilerin getirdiği yeni dönem, CHP Aydın’da da makas değişikliğine neden oldu.
Şöyle ki; CHP’li partililerin pek çoğu özel sohbetlerinde yaşanan süreci değerlendirirken bunun rahatsızlığını yaşadıkları bir durum var. 13 yıldır Genel Başkanlık yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir anda hedefe konulup, Kılıçdaroğlu sonrası dönemde siyaseten herkesin konumlanma çabası, geçmiş arşivlerde büyük bir çelişki olarak görülmekte. CHP’nin 70 yıldır sıkıştığı tabanı aşma iradesi gösteren, aldığı risklerle partiyi Ege-Akdeniz sahil partisinden Türkiye Partisi’ne çevirme vizyonu ortaya koyan Kılıçdaroğlu’yla bir kareye girmek için aylarını harcayanların bir günde ‘Özelci’ politikaya dönmesi ve herşeyin sorumluluğunu ise O’na yüklemesi gibi, geçiş süreci sonrası Aydın’daki yüzde 25’lik tabanını hatırlayan yönetimin tüm suçları Çerçioğlu’na yüklemesi arasında pekte bir fark bulunmuyor.
Bugün atlanan en büyük gerçek ise, birilerinin bir partiden başka bir partiye geçmesinden çok, CHP’nin hala Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e geçiş sürecini tamamlayamamasıdır. Parti içi karışıklıkta hükümet tarafından çok iyi kullanılıp, CHP’yi CHP’lilere vurdurma politikası uygulanırken, Genel Başkan Özgür Özel’in de elinde kalan tek argüman ise tabanı bir ve ayakta tutacak politikaları uygulamaktır. CHP içinde bugün bile Aydın’daki Hüseyin Yıldız’da dahil olmak üzere ‘en az 20 milletvekili Kılıçdaroğlucu’ denilerek tehdit görülmektedir. Yani, Özgür Özel’in her gün farklı bir bölgede miting yapması ve en son Denizli’de “Aydın’ı yüzde 70’le alacağız” tarzındaki gerçeklikten uzak söylemini birazda partiyi ayakta tutma çabası olarak okumak gerekiyor. Çünkü, Kemal Kılıçdaroğlu’da, Özgür Özel’de adı gibi bilmektedir ki, Aydın’da CHP’den daha çok, Özlem Çerçioğlu’nun (Partisi’nin) siyaseten geçerliliği vardır. Kısacası, ekonomik yönden toplumda karşılığı ve güveni düşmüş olan AK Parti’nin bu sıkışmışlıktan kurtaran da CHP’nin kendi içindeki mücadeledir.
Siyaset okumasını yapamayanlar, Çerçioğlu’nun Aydın genelinde yüzde 50’ye varan toplumsal karşılığı olduğunu bilmelerine rağmen, süreci farklı eksende tartışmaya açma gayreti içindedirler.
Şöyle ki; yeni CHP yönetimine koşulsuz bağlılık açıklayan Bülent Tezcan’ın ve bazı Belediye Başkanlarından oluşan bir ekibin 2023 yılından itibaren Özlem Çerçioğlu’nu hedef göstermesi ve alttan alta parti içinde yeni dizayn faaliyetlerine giriştiğini bilmeyen var mı? Peki buna karşılık siyasette 20 yıldan fazla bir süreyi deviren Çerçioğlu’nun bu durumdan habersiz olması mümkün müydü?
Çerçioğlu, arkasından yapılan hesapları gördükten sonra herşeyden vaz mı geçmeliydi yoksa parti içinde ve Genel Merkez nezdinde mücadele mi vermeliydi?
Ortaya çıkan detaylar gösteriyor ki, hükümetin yereldeki temsilcileri ve Milletvekilleriyle mücadeleden kaçınmayan Çerçioğlu, her zaman ki gibi ikinci yolu seçtiği, Genel Merkez nezdinde bu mücadeleyi defalarca verdiği ve Özgür Özel’in de bu yaşananlara sessiz kaldığı sonraki yapılan açıklamalarla ortaya çıktı.
ZAMAN ÇERÇİOĞLU’NU HAKLI MI ÇIKARIYOR?
Ve son aylarda yaşanan CHP içindeki savaşın sadece Aydın’da olmadığını, hatta 1945 yılından beri 79 senedir hiç seçim kazanılmayan bir vilayette bayrağı göğüsleyen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın da parti il örgütü tarafından aynı operasyona uğratılmaya çalışıldığı ortaya çıkmadı mı?
Hatta Başkan Köksal’ın açıklamaları “Zaman Çerçioğlu’nu haklı mı çıkarıyor” konuşmalarına bile neden olmadı mı? Başkan Köksal, daha göreve geleli 1.5 yıl olmadan “Dışarıdan saldıranları anlarım ama siyasette ömrümü verdiğim partimden gelenlere ne diyeceğim? Artık partimin içinde yaşadıklarıma ses çıkaracağım susmayacağım” ifadelerini Çerçioğlu’nun açıklamalarıyla birlikte değerlendirmek gerekmez mi?
2025 yılına kadar “Topuklu Efe’miz var” diyen CHP’nin, AK Partililerin 16 yıl boyunca yaptığı hiçbir itirazı dikkate almadıkları geçmiş arşivde dururken, günümüze geldiğimizde AK Parti’nin eski argümanlarına sarılarak “Kırık Topuklu Efe” diye yaptıkları eleştirilerin bir samimiyet testi olması gerekmez mi? Çerçioğlu hakkında 15 tane dava olduğundan bahisle, o davaların büyük kısmının da 2015 dönemi öncesine ait olduğu bildikleri halde ve hatta bazı hükümet Milletvekillerinin çabasıyla dosyalaştığı tezlerini dün savunurken, bugün AK Parti’nin eski argümanlarına sarılmaları ise hem siyaseten çaresizlik hem de büyük bir çelişki değil midir?
Yaşanan süreci tek taraflı ve eksik okuyan CHP Genel Merkezi, Milletvekilleri, İlçe Belediye Başkanları ve yerel temsilcileri, hizmet temelli bir politika geliştirmek yerine “Nasılsa bir suçlu bulduk” diyerek, hatta geçmişteki birlikteliği ve yaşananları da gözardı ederek “Peşin güven nedeniyle, güvendiğimizden dolayı” şeklinde açıklamalar yapmaları neden sorgulanmaz? Önceki dönem meclislerde aldıkları kararları ve imzaladıkları protokolleri, çekildikleri fotoğrafları, abla-kardeş ilişkilerini yok saymaları, herşeyi bilmelerine rağmen Çerçioğlu’nun ailesi, şirketi, mal varlığı gibi zamanında perde oldukları şeylerden vurmaya çalışmaları büyük bir travma değil midir?
Çerçioğlu’nun geçmiş dönem icraatleri, yaptıkları ve yapmadıkları 2024 yerel seçiminde halk tarafından onay denetiminden geçtiği halde ve o gün ilk sıradan alkışlayan eller ve göstermelik sadakatlikler hafızadayken, bugün CHP Aydın içindeki kaotik durumdan çıkmak için bu yönde suçlamalarda bulunmak, yeni bir söz söylemek yerine AK Parti’ye 3 seçim kaybetmesine neden olan argümanlara sarılmak “Çerçioğlu travması” yaşandığının gözler önüne serilmesi değil midir?
Oysa ki, herşeyin saniyesinde değiştiği bir ülkede yaşarken, halk tarafından yüzde 50 civarında oy alarak meşruiyetini kazanmış bir siyasetçiye karşı, kendilerinin de son seçimde mührü alarak 2029’a kadar halka hizmet yapmaları gereken dönemde, 14 Ağustos sonrası süreci hizmet temasından çıkararak, CHP içinde taban kazanma savaşına dönüştürülmesi ‘eski CHP’nin’ hastalıklarının tekrardan ortaya çıktığını üzücü olarak göstermekte.
Yaşanan süreci her iki taraf açısından tekrar değerlendirmek gerekirse; Özlem Çerçioğlu’nun medya önünde değil Genel Merkezi çözüm merkezi alarak CHP’ye yıllar süren sadakatini kanıtlamasının yanında, Şubat-Mart 2025 tarihlerinde Genel Başkan Özgür Özel’e sunduğu rahatsızlıklara karşı hiçbir cevap alamaması, Özgür Özel’in Çerçioğlu’nun aktarımlarına karşı suskun! kalması ve bu yönde parti içi disiplini çalıştırmaması, bir irade ortaya koymaması da diğer kayde değer unsur olarak önemli detay olarak yer almakta.
ÇERÇİOĞLU’NUN 2025 KARNESİ: YENİ DÖNEM AYDIN’I BAŞTAN AŞAĞI DEĞİŞTİRECEK Mİ?
Çerçioğlu özellikle Eylül-Ekim ayından itibaren kısır siyasi tartışmalar yerine önceki 16 yılda çeşitli nedenlerle yapımı ötelenen büyük projeleri önceleyen veren bir hizmet modeline geçti. Şehrin gelişimi sadece Belediye bazlı bir gerileme değil, ticaret ve siyaset yönünden yaşanan gelişmeler nedeniyle de istediği atılımı sağlayamadı. Hükümetin Aydın’a yönelik Adnan Menderes Barajı’ndan sonra uzun bir ara verdikten sonra büyük yatırımlarının yeni yeni tamamlandığı(Denizli-Aydın Otoyolu, Şehir Hastanesi) ve projelendirildiği bu sürecin öncesinde Çerçioğlu daha çok halka dokunan yaytırımlarıyla ön plana çıkmaktaydı.
Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı ekonomik problemler nedeniyle son 10 yıldır AYBA üzerinden ihtiyaç sahibi kesime daha çok ulaşmaya çalışmış, tarımda zor sıkıntı yıllar geçiren vatandaşlar için fide ve küçükbaş hayvan dağıtımı, ürün alımı politikasını uygulamıştı.
Bugün ise nüfus ve araç yönünden hızla büyüyen kent merkezlerine(Efeler, Nazilli ve Söke’ye) yönelik hazırladığı projelere ilişkin çalışmalarına ağırlık verdiği gözüküyor.
Büyük ilçelere başta diş tedavi merkezlerinin açılması, ulaşımda yeni yolların köprülü kavşakların yatırım programına alınması, yeni dönemde hizmet odaklı çalışmaların bundan sonra vites artırılarak sürdürüleceğini gösteriyor.
Oysa ki, bu devasa alt ve üst yapı yatırımlarının yapım aşamasında yaratacağı rahatsızlık riskini bile peşinen satın alan Çerçioğlu’nun Nazilli, Efeler ve Söke hattında şehri değiştirecek projelere başlaması, oy veya seçim kaygısı ile açıklanamayacak kadar farklı bir vizyonu göstermekte. Çerçioğlu’nun bireysel dokunuştan toplumsal dokunuşa dönen vizyonu, Anadolu’da bu değişimi yaşayan Kayseri, Konya, Gaziantep ve Samsun gibi şehirlerle aradaki farkı kapatmak için kaybedilen zamanın geri kazanılması yönünden çok önemli bir iradeyi gösteriyor.
Merkezi hükümetle yerel iktidarın birleştiği sürecin faydasını uzun yıllardır göremeyen Aydın halkı, bu sürecin kendisine yansımasını veya ne ölçüde faydasını göreceğini projeler tamamlandıkça müşaade(gözlemleyecek) edecek.
Merkezi hükemette Aydın ili özelinde eksik kalan yatırımların farkında olacak ki, bu yeni dönemde Aydın’a yapılacak hizmetlere yönelik tüm Bakanlıkların adeta şehir için seferber olduğu izlenimi doğuyor. Depremin yaralarını 6 ilde saran Merkezi Hükümet ve AK Parti, Genel Seçim’de bu sıfırdan yapma başarısını sunacağı ortada duran bir gerçeklik olup, 2029 yerel seçim vizyonunda da Türkiye’ye Aydın’daki gelişim ve dönüşüm örneğini sunmak gayretinde olduğu görülüyor.
Aydın Siyaseti uzun yıllardır günlük siyaset dilinin etkisiyle kısır tartışmalarla zaman kaybetmişken, yeni dönemde CHP’nin de proje bazlı yerel siyaset eksenine gelip gelmeyeceği vatandaşlar tarafından yakinen takip edilmekte.
2029 hesabı yapan bazı isimlerin kişisel hırslarıyla birlikte partiyi sürüklediği kaotik durum günden güne tepkilere neden olurken, çelişkilerinden sıyrılmış bir CHP’nin eski tartışmalardan medet ummak yerine 2029’a alternatif olması, AK Parti Aydın Teşkilatı’nın ve Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun da hizmet kalitesini bugünden daha yüksek seviyelere taşımasına da yol açacaktır.
Bugünden tohumları atılan büyük projelerin yanında, parti ayrımı olmaksızın bu sinerjiyi yakalayıp projelerini ilçelerde gerçekleştiren ve bu dönüşüme ortak olan İlçe Belediye Başkanlarıyla birlikte hem siyaset sağlam zemine oturacak hem de Aydınlılar bu tatlı rekabetin nimetlerinden faydalanabilecektir.
YEREL SİYASETTE ÇIKIŞ BULAMAYAN CHP, GENEL SİYASETİN İPİNE Mİ SARILDI?
Ayrıca, CHP’nin oy oranına yönelik iller bazındaki Kasım ayı anketinde Denizli en çok oy artıran il gözüküp, Denizli İl Başkanlığı bunun sevincini tüm ülkeye ilan ederken, CHP’nin en çok oy kaybettiği iller arasında yer alan Aydın’ın yayınlandığı anketi görmezden gelmesi, üstüne CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Denizli mitinginde CHP Denizli İl Örgütünün başarısını överken, “Aydın özelinde yüzde 70 oyla kazanacağız” çıkışında bulunması da gösteriyor ki, sahadaki psikolojik üstünlüğü de CHP Aydın İl Örgütünün elinden alan Çerçioğlu’na karşı anket ve Genel Başkan kartlarını oynamaktan başka bir çıkış yolu bulamıyor.
Başkan Çerçioğlu yıllardır Aydın yerelinde 50’ye yakın medya kuruluşu ve ana akım denilen güçlü gazetelerin yüzde 70’i tarafından hemen hergün 5 haberle hedef alınırken, AK Parti’nin en güçlü ve muktedir olduğu zamanlarda hakkında aldığı takipsizlik verilen konularda dahi haberleştirilebiliyor. Fakat, aynı soruşturmaya yansıyan daha henüz yargı denetiminden geçmemiş ilçe Belediye Başkanı siyasetçiler ise görmezden geliniyor. Çerçioğlu, Türkiye’nin en az borçlu Büyükşehir Belediyesini bugüne kadar mali açıdan sorunsuz yönetirken hizmet temelli talep ettiği 2.5 milyar liralık kredinin CHP Grubu tarafından önce onaylanmaması ve bir sonraki Büyükşehir Meclisi’nde onaylanması, fakat bu krediyi onaylatmayan CHP Grup Başkanvekilinin çok yakın zamanda 300 milyon liralık kredi aldığının ortaya çıkması, “Hükümet CHP’li Belediyelere destek olmuyor” çıkışı yapılırken BOTAŞ’ın Didim için son yılların en büyük projesini devreye alması gibi hem toplum tarafından dikkatle takip ediyor hem de bu çelişkili durum siyasetçilerin sözlerinin itibarını kısıtlıyor.
Özlem Çerçioğlu, yıllarca kendisiyle ilçe belediyeleri arasında uyum yakalanması için ilçe Belediye Başkanlarının isimlerinin danışıldığı, bu isimlerin belirlenmesinde süreci belirleyen başat faktörlerden biriydi. Fakat CHP’li bazı belediye başkanları pek çok kısmı Büyükşehirle uyumlu gözükerken bile alttan alta (Çerçioğlu’na karşı bir ittifak kurabilmek için) AK Partili üst düzey yöneticiler ve hatta bazı eski-yeni Milletvekilleriyle de ilişkileri bulunuyordu. Çerçioğlu’nun siyaset dünyasını okuyamayanlar, kurduğu yapının temeli olan güvenin zedelenmesi sonucu bu yeni dönemin başladığını anlayamıyorlar.
Aydınlılar yıllardır bilboardlarda yazan alt yapı yatırımlarının rakamlarını okumaktayken, bugün artık daha çok gözle görülen hizmetleri beklemekte. Çerçioğlu’nun 2026 döneminde temelleri fizikende atılacak olan ‘Mega Proje Belediyeciliği’ politikasını da bunun yansıması olarak görebiliriz.
Aydın Siyaseti’nde kartlar yeniden dağıtılırken, 2029 yolunda Çerçioğlu’nun proje belediyeciliği mi, yoksa kendi tabanını korumak için proje siyaseti yerine AK Parti’nin denenmiş politikalarını sahiplenen CHP’li yöneticilerin yönteminin mi sandıktan galip çıkacağını göreceğiz.
YAZI SERİMİZ SÜRECEK!
Bu yazımızda hem Çerçioğlu’nun siyasi hayatının dönüm noktalarını, hem değişim sürecinin konuşulmayanlarını, hem de Aydın Siyaseti’nin yaşadığı zemin kaybını ve çelişkilerini özetlemeye çalıştık.
Şehrimiz artık her hafta yaşanan bir olayın Türkiye gündemine gelmesinden çok, bu bereketli topraklarda huzur, barış ve kaliteli siyasi rekabet istiyor. İhbar Aydın olarak yerel siyasetin konuşulmayan ve gündeme getirilmesi istenmeyen konularını araştırarak şehrin nabzını tutmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki hafta başka önemli bir ismin geçmiş dönemini ve 2025 karnesini ele almaya devam edeceğiz.


