Evde pek çok ebeveyn kendini aynı cümleleri tekrar ederken bulur. “Bir daha söylüyorum”, “Bak son kez hatırlatıyorum” gibi sözler defalarca tekrarlandığında, çoğu zaman çocuğun umursamaz olduğu düşünülür. Oysa çoğu zaman sorun, çocuğun dinlememesi değil, aradaki temassızlıktır. Duymak kulakla olur; dinlemek ise ilişkiyle gerçekleşir. Çocuk, kendini bağlantı hâlinde hissetmediği bir anda söylenenleri içselleştiremez ve çoğu zaman sözler havada kalır.
Temas Kurulmadan Söylenenler,
Çocuk kendi dünyasındayken, başka bir odadan gelen çağrılar onun için bağ kuran bir davet olarak algılanmaz. Örneğin oyun oynarken mutfaktan “Hadi sofraya!” demek, çoğu zaman sadece bir ses olarak kalır. Yanına gidip kısa bir temas kurmak, göz teması sağlamak ve yaptığı şeye kısa bir ilgi göstermek, sözlerin anlam kazanmasına yardımcı olur. Bu küçük köprü, çocuğun zihninde “beni fark ediyor” hissini uyandırır ve dinlemeyi kolaylaştırır.
Sürekli Hatırlatmalar
Gün içinde art arda yapılan hatırlatmalar, iyi niyetli olsalar da zamanla etkisini yitirir. “Dişini fırçala, ödevini bitir, o kazağı giy” gibi sürekli hatırlatmalar, çocuğun zihninde arka plan gürültüsü gibi kaybolur. Bu bir karşı gelme değil; zihinsel bir korunma mekanizmasıdır. Bunun yerine, çocuğu sürece dahil eden sorular sormak çok daha etkili olabilir. Örneğin: “Ödevini bitirebildin mi?” veya “Ders hazırlıkların tamam mı?” gibi kısa ve iş birliğine dayalı sorular iletişimi yumuşatır ve çocuğu motive eder.
Anlaşılma İhtiyacı
Çocuklar, özellikle bir problemle karşılaştıklarında çözümden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyarlar. Biz yetişkinler çoğu zaman hızlıca yönlendirmek veya çözüm sunmak isteriz; oysa çocuk, hislerinin duyulduğunu hissetmeden öğütleri kolayca geri iter. Basitçe dinlemek, göz teması kurmak ve “Bunu hissettiğini anlıyorum” demek bile çocuğun kendini açmasına yardımcı olur. Anlaşılma alanı sağlandığında, öneriler ve yönlendirmeler çok daha etkili olur.
Sesin Yükseldiği Anlar
Ses tonu yükseldiğinde çoğu ebeveyn doğru yaptığını düşünür; oysa tam tersi olur. Çocuk, yüksek sesi kontrol ya da tehdit olarak algılar ve söylenenleri değil, ortamın gerginliğini hisseder. O an yapılması gereken yapılır, ancak temas azalır. Sakinlik ve tutarlılık, sesin yükselmesinden çok daha güçlü bir otorite sağlar. Çocuk, neyle karşılaşacağını bildiği ilişkilerde kendini daha güvende hisseder ve söylenenleri
anlamaya daha açıktır.
Yaklaşım Değiştiğinde
Ebeveynin yaklaşımı değiştiğinde iletişimin yönü de değişir. Uzakta durmak yerine yanında olmak, emir vermek yerine rica etmek ve hızlandırmak yerine sürece eşlik etmek çocuğun dinleme kapasitesini artırır. Mükemmel olmanıza gerek yok; küçük farkındalıklar çoğu zaman büyük etkiler yaratır. Ebeveynin kendi hızını biraz yavaşlatması, çocuğun hızını da dengeler ve iletişimi güçlendirir. Unutmamak gerekir ki çocuklarla iletişim bir mücadele alanı değildir. Kurallar, bağ kurulan yerde daha kolay kabul görür. Çünkü dinlemek, çoğu zaman önce güven ortamı yaratmakla başlar.
Bu Hafta İçin Küçük Bir Uygulama
- Çocuğunuza bir şey söylemeden önce nasıl söyleyeceğinizi fark edin; ne söyleyeceğiniz ikinci planda kalsın.
- Uzağından seslenmek yerine yanına gidin, göz teması kurun ve yaptığı şeye kısa bir ilgi gösterin.
- Emir vermek yerine mümkün olduğunda rica edin ve sürece eşlik edin. Tepkinin hemen değişmesi gerekmez. Ama siz daha sakin ve bağlantıda kaldıkça, çocuğun sizi duyması da kolaylaşacaktır. Çünkü çocuklar en çok, ilişki içinde söylenen sözleri dinler ve bu güvenli bağ, uzun vadede onların iletişim becerilerini de güçlendirir.

