“İyiyim.”
Günlük hayatın en sık söylenen ama en az doğru olan cümlelerinden biri. Toplumumuzda bu cümle çoğu zaman gerçek bir iyilik halini değil, iyi görünme çabasını yani “İyi diyelim, iyi olsun…” temennisini temsil eder. Travmanın en sessiz, en zor fark edilen biçimi tam da burada başlar: Kişi yaşamına devam eder, çalışır, güler, sorumluluklarını yerine getirir; ama bedeni ve zihni geçmişte yaşanan bir yükü hâlâ taşımaktadır.
Travma sadece büyük felaketler değildir. Bir çocukluk ihmali, uzun süreli duygusal yalnızlık, beklenmedik bir kayıp, ani bir hastalık, görünmeyen ama süreklilik gösteren stres… Travma, beynin “Bu benim baş etme kapasitemi aştı” dediği her deneyimdir.
Travma Neden Hemen Ortaya Çıkmaz?
Özellikle çocukluk döneminde gerçekleşen istismar veya ihmal o dönemde tam olarak anlamlandırılamaz. Yani soyut dönem denilen ergenlik ve sonrasında bazı davranışlar ve durumlar daha net adlandırılabilir. Çocuk başına gelen durumları tehlikeli veya kötü şeklinde algılayamayabilir. Bazen de beyin hayatta kalmak için bazen duyguları askıya alır. Kişi olay anında güçlü görünür, “atlattım” der; ancak aylar, hatta yıllar sonra bedensel ve duygusal belirtiler başlar.
Sıklıkla görülen travmatik belirtiler;
- Nedensiz yorgunluk
- Uykuya dalamama veya sabah çok erken uyanma
- Bedensel ağrılar (boyun, sırt, mide)
- Duygusal donukluk (“Ne üzülüyorum ne seviniyorum”)
- Aşırı kontrol ihtiyacı
- Küçük olaylara aşırı tepki
- Yakın ilişkilerden kaçınma
- Sürekli meşgul olma ihtiyacı
- İlişkilerde yüzeysellik
Bu kişiler genellikle terapiye “Aslında büyük bir sorunum yok ama…” diye başlar.
Travma sırasında beynin alarm merkezi olan amigdala aşırı aktive olur. Buna karşılık düşünme ve anlamlandırmadan sorumlu alanlar baskılanır. Travma çözülmeden kaldığında, beyin hâlâ “tehlike geçti mi?” sorusuna yanıt arar. Bu yüzden kişi, gerçek bir tehdit yokken bile huzursuz hisseder.
En Büyük Yanılgı: “Geçmişte kaldı”, “Beni etkilemez artık”
Travma, konuşulmadığında geçmez; bedende konuşmaya devam eder. Psikosomatik belirtiler, ani duygu patlamaları ya da tam tersi hissizlik bunun sonucudur.
Travma zayıflık değildir. Aksine, insan beyninin aşırı yük altında verdiği doğal bir tepkidir. İyileşme ise “Ben iyiyim” demekle değil, “Bunu taşımak zorunda değilim” diyebilmekle başlar.
Bu noktada, travma, suçluluk veya pişmanlık duyulacak bir anı olmaktan çıkarılıp, istenmeden başa gelen, mağduriyet içeren ve herkesin yaşayabileceği negatif bir durum olduğunu kabul edebilmek önemli. Uzman desteğiyle, travmanın negatif etkilerinden kolayca kurtulmak ve kendilik değerini arttırmak mümkün.


