Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
ResimLink - Resim Yükle

Koşulsuz Savunuculuk: Sevgi mi, sorumluluk mu?

Ebeveynlik doğası gereği koruyucudur. Çocuğumuza yönelen her eleştiri, her sınır

Ebeveynlik doğası gereği koruyucudur. Çocuğumuza yönelen her eleştiri, her sınır koyma girişimi ya da her geri bildirim içgüdüsel olarak savunma refleksimizi harekete geçirebilir. Bu son derece insani bir tepkidir. Ancak eğitim sürecinde kritik olan nokta, bu refleksi nasıl yönettiğimizdir.

Son yıllarda okullarda daha sık karşılaşılan bir tablo var: Çocuğun her durumda savunulması, her geri bildirimin sorgusuz reddedilmesi ve sınır koymanın çocuğa karşı bir tutum gibi algılanması. Bu yaklaşım çoğu zaman sevgiyle temellendirilir. Oysa sevgi ile sorumluluk arasında sağlıklı bir denge kurulmadığında, gelişim süreci zarar görebilir.

Çocuk gelişiminde en temel kazanımlardan biri öz denetimdir. Öz denetim yalnızca doğru davranışı seçebilmek değil; yanlış davranışın sonuçlarıyla yüzleşebilme kapasitesidir. Eğer çocuk her durumda dış faktörlerin sorumlu olduğu bir anlatı içinde büyürse, davranış–sonuç bağlantısını kurmakta zorlanabilir. Bu noktada amaç çocuğu savunmasız bırakmak değil; onu sorumlulukla tanıştırmaktır.

NEYİ DEĞİŞTİRMELİYİZ?

Koşulsuz savunuculuğu bilinçli rehberliğe dönüştürmek mümkündür. Bunun için ebeveynin tutumunda küçük ama etkili değişimler yeterlidir.

• İlk tepkiyi yavaşlatmak: Bir geri bildirim aldığınızda hemen pozisyon almak yerine süreci anlamaya çalışmak önemlidir. “Ne oldu?” sorusu savunmadan önce gelmelidir.

• Çocuğu rahatlatmak yerine düşünmeye yönlendirmek: “Takma.” demek kısa vadede kaygıyı azaltır. Ancak “Sence burada farklı ne yapabilirdin?” sorusu gelişimi destekler.

Davranış ile kimliği ayırmak: Çocuğunuz hata yaptığında bu onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak hatanın görmezden gelinmesi de gelişimi engeller.

Okul ile iş birliği kurmak: Okul karşı taraf değil, aynı hedefe yürüyen bir paydaştır. Evde verilen mesaj ile okulda verilen mesaj tutarlı olduğunda çocuk sınır kavramını daha sağlıklı içselleştirir.

Küçük sonuçlara izin vermek: Her problem ebeveyn tarafından çözüldüğünde çocuk sorunla baş etme becerisi geliştiremez. Küçük bedeller, büyük krizlerin önüne geçer.

Haklılık yerine doğruluğu konuşmak: “Kim haklı?” sorusu taraf üretir. “Burada doğru olan ne?” sorusu sorumluluk üretir.

SINIR, GÜVENLİ ALAN OLUŞTURUR

Sınır koymak sevgisizlik değildir. Aksine çocuk için güvenli bir çerçeve oluşturur. Sınırın olmadığı yerde belirsizlik artar; belirsizlik ise kaygıyı büyütür. Net ve tutarlı sınırlar çocuğun iç disiplin geliştirmesine yardımcı olur.

Çocuğunuzu her durumda haklı göstermek onu güçlü yapmaz. Onu güçlü yapan şey, hatalarıyla yüzleşebileceğini ve bu süreçte yalnız kalmayacağını bilmektir.

Ebeveynlik çocuğun arkasında durmak değil, yanında yürümektir. Yanında yürümek; gerektiğinde destek olmayı, gerektiğinde durdurmayı ve gerektiğinde sorumluluk hatırlatmayı içerir.

Uzun vadede çocuklarımızı hayata hazırlayan şey kusursuz bir geçmiş değil; sorumlulukla şekillenmiş bir karakterdir.

Çünkü gerçek güç, hatasız olmakta değil; Hatasını sahiplenip düzeltebilmekte saklıdır.